🏉 Allah Insanlara Peygamber Göndermesinin Sebebi Nedir

Peygamberin Ġslâm‟ı tebliğ için 78 gönderdiği elçinin Mûte‟de öldürülmesi üzerine Bizans‟a karĢı sefer düzenlenmiĢti. Gemilerin batmasıyla birlikte üzerinde bulunan insanlar da denize düĢmüĢler ve yaklaĢık olarak beĢ yüz insan boğulmuĢtu.125 124 El-Kindî, Kitâb el-Vulât, s. 285-287; en-Nuveyrî 2 Peygamberler insanlardan seçilmiştir. Çünkü; Cenabı Allah tarafından emredilenleri önce kendileri uygulamalı böylece insanlara örnek olmalıdır. 3- Peygamberlerin insanlardan seçilmesinin en önemli sebebi Allah’ın gönderdiklerini tebliğ etmeden kendileri uygulayarak temsil ediyorlardı. Bu temsiliyet insanlar üzerinde oldukça etki bırakıyordu. her gün bir cüzle siz değerli okurlarımıza ulaşmayı ve Kur'an-ı Kerim'in hatmini birlikte tamamlamayı istiyoruz. Bu minvalde derlediğimiz Ramazan mukabelesi Kur'an-ı Kerim hatmi 25. cüzü sizlerle buluşturuyoruz. Kur'an-ı Kerim'in 25. cüzü, Fussilet suresinin 47-54. ayetlerini, Şûrâ suresini, Zuhruf İnsanlarınakılları gerçek kurtuluş yolunu bulmakta yetersiz olduğundan Hazreti Allâh, kullarının ebedî saadeti için peygamberler göndermiştir. Peygamberler, Allâh tarafından mûcizelerle kuvvetlendirilmişler; Allâh'ın izni ile bir çok hârikulâde yani eşi görülmemiş ve olamaz diye bilinen şeyler, onların elinde kolayca olmuştur Bupeygamberler yardımcı olmak, yol göstermek ve Allah’ın hükümlerini insanlara anlatmak için gelmiştir. Hayatımızla ilgili küçük bir örnek vererek konuyu sizlere açıklayalım. Hayatımız da sürekli bir gelişme süreci vardır. Bu gelişme İsanın ikinci gelişinin mutlaka gerçekleşeceğine dalalet eden bir kesinlik ifadesiyle birlikte; eklenen “Hû” zamiri, Hz. İsa’nın Allah katındaki semavî bir mevkide bulunan bir gök katından (3. kat gök veya daha yüksek bir âhiret âlemi) yeryüzüne, O’nun (Allah) tarafından indirileceğine kesin olarak dalalet eder. 55EN’AM SURESİ. Adını 136, 138 ve 139. ayetlerde geçen “dört bacaklı, iki tırnaklı, geviş getiren ve ot yiyen hayvanlar” anlamındaki “الأنعام en’am” sözcüğünden alan sure, Mekke’de 55. sırada indiği kabul edilir. Ancak bazı kaynaklar surenin 20, 91, 94, C5IpMWh. İnsanlığa doğru yolu gösterip, onları dünya ve ahiret saadetine eriştirmek için, Yüce Allah'ın indirmiş olduğu son ilâhî kitap, Kur'an'dır. Kur'an, Allah'ın ezeli kelamıdır. On dört asırdan beri insanlığın bütün ihtiyaçlarına cevap vermiş, kıyamete kadar gelecek olan insanların ihtiyaçlarına da cevap verecektir. Yeter ki insan, O'nu kabul etsin, inansın, gerektiği şekilde O'nu okuyup anlasın ve hayatında uygulasın. İnsanlık Kur'an'a sarıldığı, onu doğru anlayıp yorumladığı ve hayatına uyguladığı müddetçe, doğru yoldan sapmayacaktır. Çünkü en doğru ve en sağlam yol, Kur'an yoludur. O, Allah'ın sağlam, kopmayan ipi ve sırat-ı müstakimidir. Nitekim Peygamberimiz veda hutbesinde "size iki şey bırakıyorum bunlara sımsıkı sarıldıkça doğru yoldan ayrılmazsınız. Bu iki şey Allah'ın kelamı kuran ve benim sünnetim'dir" buyurmuştur. Kur'an'ın biz insanlar için getirmiş olduğu evrensel prensipler nelerdir? Peygamber Efendimiz as O'nu şöyle tarif buyurmuştur "Allah'ın kitabı olan Kur'an'da sizden öncekilerin kıssaları, sizden sonrakilerin haberleri, kendi aranızda olanların hükümleri vardır. O, doğruyu eğriden ayıran kitaptır. O, hiçbir zaman anlamsız konuşmaz. O, Allah'ın sağlam ipidir. O, zikr-i hakimdir. O, dosdoğru yoldur. Kötü arzular asla O'nu hedefinden saptıramaz. Diller O'nu karıştırıp bozamaz. Âlimler O'na doyamaz. Müttakîler O'ndan usanmaz. O tekrar tekrar okunmakla eskimez. O, cinlerin işitir işitmez "Biz acayip bir Kur'an işittik ki, doğruya iletir. Derhal ona inandık."Cin Suresi 1-2 dedikleri kitaptır. O'nun ölçülerine göre konuşan doğruyu söyler. O'na göre davranan sevap kazanır. Onunla hükmeden âdil olur. O'na çağıran doğru yola çağırmış olur.Tirmizî Kur'an, yüceler ve hak hedefler için indirilmiş bir kitaptır. Bizzat Kur'an'ın kendisi açık bir şekilde ne için indirildiğini yine kendisi bize haber veriyor. Şu ayet mealleri bunun en çarpıcı örnekleridir "Elif. Lam. Mim. O kitap Kur'an; Onda asla şüphe yoktur. O, muttakîler için yol göstericidir."Bakara Suresi 1-2 "Ey Muhammed! İşte bu Kur'an, ayetlerini inceden inceye düşünsünler, akıl sahipleri aklını kullananlarda öğüt alsınlar diye sana indirdiğimiz mübârek feyiz kaynağı bir Kitaptır."Sâd Suresi 29 Yani Kur'an muttakîlere hidayet kaynağı olsun, insanlar üzerinde düşünsün ve düşüncelerini geliştirsin ve öğüt alsınlar için indirilmiştir. Bir başka deyişle Kur'an, biz insanlardan şunları istemek üzere indirilmiştir Okunması, üzerinde düşünülmesi, anlaşılması, ihlâsla açıklanması ve ibret alınıp hayatta tatbik edilmesi. İnsanın yaratılışından beri var olan ve çağımızda baş döndürücü bir hal alan değişim karşısında, 1400 küsur yıl önce inmiş olan Kur'an, bugünün problemlerine çözüm getirebilecek ve çağımız insanını da bağlayacak prensiplere sahip bir kitaptır. Bu prensipleri incelediğimizde, bunların genel prensipler olduğunu ve her zaman bütün insanların uygulayabileceği türden ilkeleri içinde barındırdığını görmekteyiz. Kur'an'ın getirmiş olduğu bu evrensel prensiplerden, emir manasını teşkil eden, evrensel beş prensip üzerinde kısa kısa açıklamalarda bulunacağız. Bu evrensel prensiplerden yerine getirilmesi emredilen beş şey şunlardır 1 Çalışmak, 2 Adil olmak, 3 Doğru olmak, 4 Ahde vefalı olmak, 5 Emanetin hakkını korumak. Çalışmak, Allah'ın ezeli kanunudur. Yüce Allah, Kur'an'ında çalışmanın önemini belirterek şöyle buyurmaktadır "İnsana çalışmasından başka bir şey yoktur. Onun çalışması yakında görülecektir. Sonra ona tastamam karşılığı verilecektir." Necm Suresi 39-41 Bu ayetler insanın ancak çalışmak suretiyle ilerleyebileceğini, dünya ve ahiret saadetinin anahtarlarının meşru yolda çalışmak olduğunu ifade etmektedir. İslamın temeli adalettir. Adalet, düzgün hareket etmek, hak yememek, dengeyi gözetmek, doğruluktan ayrılmamak, doğru yoldan sapmamak gibi insani ve sosyal değerlerin bir bileşkesidir. Kur'an mutlak bir adaleti emreder. Bu hususta inanan inanmayan, yakın uzak, zengin fakir ayırımı yapmaz. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır "...Yakınınız dahi olsa söylediğiniz zaman adaletten ayrılmayınız..." En'** Suresi 152 "Ey iman edenler! Allah için adaletle şahitlik ediniz. Kendinizin, ana, babanızın ve yakınlarınızın aleyhine bile olsa, şahitlik ettiğiniz kimseler zengin veya fakir de olsalar adaletten ayrılmayınız. Çünkü Allah ikisine de daha yakındır. Onun için nefsinizin hevasına uyup da adaletsizlik etmeyiniz. Eğer şahitlik ederken dilinizi eğip bükerseniz veya doğruyu söylemezseniz, muhakkak ki Allah yaptıklarınızdan haberdardır." Nisa Suresi 135 Kur'an'da bizlere emredilen prensiplereden bir diğeri doğruluktur. Nitekim Kur'an'da bu hususta şöyle buyurulmaktadır "Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve doğru söz söyleyin. Böyle davranırsanız Allah işlerinizi düzeltir ve günahlarınızı bağışlar. Kim Allah ve Resulüne itaat ederse büyük bir kurtuluşa ermiş olur." Ahzab Suresi 70-71 "Emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Aşırı da gitmeyiniz. Çünkü Allah, sizin yaptıklarınızı çok iyi görendir." Hud Suresi 112 Kur'an'ın ısrarla üzerinde durduğu evrensel prensiplerden biri de ahde vefadır. Ahd, "bir şeyin yerine getirilmesini emretmek, talimat vermek, söz vermek, emir, talimat, taahhüt, antlaşma, yükümlülük, itimat veren söz" anlamlarına gelir. Kişinin verdiği söz ister Allah'a isterse insanlara karşı olsun, mutlaka kişi verdiği sözde durmalı ve sözünün gereğini yerine getirmelidir. Çünkü Yüce Allah, "Ey iman edenler! Yaptığınız akitlerin gereğini yerine getirin..." Mâide Suresi 5 1 "Her kim sözünü yerine getirir ve kötülükten sakınırsa, bilsin ki Allah sakınanları sever." Al-i İmran Suresi 76 "...Verdiğiniz sözü de yerine getirin. Çünkü verilen söz, sorumluluğu gerektirir." İsra Surasi 34 Üzerinde duracağımız son evrensel Kur'an prensibi ise, emanette olmaktır. Genelde emanet, "bir kimseye koruması için bırakılan mal ve eşya" anlamında kullanılmaktadır. Fakat bu anlamın yanında insanın sahip olduğu ve kendisine geçici olarak verilmiş bulunan ruhî, bedenî, ve malî imkanları da kapsar. İslam Hukukunda ise emanet, Allah Tealanın gerek kendi hukuku, gerekse yaratıklarının hukuku ile ilgili olarak insana yüklediği vazifelerin tamamına verilen bir isim olarak tarif edilmektedir. "Mü'minler, emanetlerini ve verdikleri sözü yerine getirirler." Mü'minun Suresi 8 Kur'an'ın her zaman ve şartta insanların uygulayabileceği türden evrensel emirlerine örnekler verdik. Bu prensiplerin her birisi ister müslümanlar tarafından, isterse müslüman olmayanlar tarafından uygulansın farketmez, o topluma mutlaka saadet getirir. Bu prensiplerin uygulanmadığı dünyada ise, -bu gün yeryüzünde olduğu gibi- insanlar mutsuz ve umutsuz olur. Kur'an'a gönül vermiş insanlar olarak, önce bizim bu güzel prensiplere uygun bir hayat tarzına kavuşmamız ve insanlığa örnek olmamız gerekir. Çünkü hayrın ve iyiliğin insanlığa ulaştırılması, bizim görevimizdir. Kur'an'ın getirdiği bir takım yasaklar var ki, bu yasaklardan sadece beş tanesini kısaca açıklayalım Bunlar 1- Allah'a ortak koşmak; 2- Anne ve babaya asi olmak; 3- Haksız yere cana kıymak; 4- Rüşvet almak; 5- Dedi-kodu ve gıybet etmek. Kur'an'a göre en büyük günah, Allah'a ortak koşmaktır. Allah'a ortak tanımak, taş, ağaç, güneş, ay, yıldız, melek, peygamber, şeyh veya Allah'tan başka bir varlığa tapmaktır. Kur'an, Allah'a eş ve ortak koşmayı şirk ve en büyük haksızlık; zulüm olarak tanımlamaktadır. Nitekim şu iki ayet-i kerimeler bunun en çarpıcı örneklerini teşkil etmektedir "Allah, kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz; ondan başka günahları dilediği kimse için bağışlar. Kim Allah'a ortak koşarsa büsbütün sapıtmıştır." Nisa Suresi 116; "Şüphesiz ki şirk, büyük bir zulümdür." Lokman Suresi 31 13 Zulüm, bir şeyi gerekli olan yerden kaldırıp başka bir yere koymak, maksattan ayrılmaktır. Allah, dirilten, öldüren, rızık veren, nimetlendiren ve ortağı olmayan Rab'dir. Başka bir şey Allah'a ortak koşulduğu zaman, en büyük zulüm işlenmiş olur. Onun için de Kur'an, şirk koşanların şiddetli azaba çarpılacaklarını ve cennete girmelerinin mümkün olamayacağını şöylece ifade buyurmuştur "Kim Allah'a ortak koşarsa şüphesiz Allah ona cenneti haram kılar; artık onun yeri ateştir ve zalimler için yardımcılar yoktur." Maide Suresi 72 Kur'an, bizlere anne babamıza iyilik etmemizi emretmekte onlara asi olmaktan bizleri sakındırmakta ve şöyle buyurmaktadır "Rabbin, sadece kendisine kulluk etmenizi, ana-babanıza da iyi davranmanızı kesin bir şekilde emretti. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa, kendilerine 'of' bile deme; onları azarlama; ikisine de güzel söz söyle. Onları esirgeyerek alçak gönüllülükle üzerlerine kanat ger ve 'Rabbim! Küçüklüğümde onlar beni nasıl yetiştirmişlerse, şimdi de sen onlara öyle rahmet et' diyerek dua et." İsra Suresi 23-24 Bu ayetlerde Yüce Allah, kendisine ibadetten sonra ana-babaya iyilik etmeyi hatta onlara "öf" bile denmemesini emretmektedir. Çünkü insanı yaratan Allah'tır, ana baba da yaratmanın sebebidir. İnsan, yeryüzünde Allah'ın değer verdiği ve bütün canlılardan üstün kıldığı yüce bir varlıktır. Her ne sebep ve hangi şekilde olursa olsun, onun küçümsenmesi, ayıplanması, kusurlarının sağa sola taşınması, yasak olduğu gibi haksız yere canına kıyılması da şiddetle yasaklanmıştır. Şu ayetlerde olduğu gibi, haksız bir insanın öldürülmesi bütün insanlığı öldürmek olarak kabul edilmiş, müminlerin özellikleri sayılırken de cana kıymazlar diye vasıflandırılmışlardır. "Kim bir insana veya yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya karşılık olmaksızın bir insanı öldürürse, bütün insanları öldürmüş gibi olur." Maide Suresi 32; "Müminler, Allah ile beraber başka bir tanrıya yalvarmazlar, Allah'ın haram kıldığı cana haksız yere kıymazlar ve zina etmezler. Bunları yapan, günahının cezasını bulur." Furkan Suresi 68 Son iki evrensel yasak prensip ise, toplumu içten içe kemiren ve güven duygusunu yok eden insani ve sosyal iki hastalıktan oluşmaktadır. Bunlar rüşvet ve dedi-kodudur. Bu iki kötü şey Kur'an'da şu ifadelerle yasaklanmıştır "Ey inananlar, mallarınızı aranızda batıl sebepler ile yemeyin, ancak karşılıklı rıza ile yaptığınız ticaretle yiyebilirsizin." Nisa Suresi 29, "Mallarınızı batıl sebepler ile yemeyin. Bile bile insanların mallarından bir kısmını günah bir biçimde yemeniz için onları hakimlerin önüne atmayın." Bakara Suresi 188 "Biriniz diğerinin arkasından çekiştirmesin gıybet etmesin. Biriniz ölmüş kardeşinin etini yemeyi sever mi? İşte bundan iğrendiniz. O halde Allah'tan korkun, şüphesiz Allah tövbeyi çok kabul eden, çok esirgeyendir." Hucurat Suresi 12 Kur'an, insanları mutlu kılmak için indirilmiş bir kitaptır; prensipleri evrenseldir ve her zaman ve şartta uygulanabilecek özelliğe sahiptir. Herkes iyice düşünsün bakalım; acaba bu ilke ve prensiplerden hangisi bu çağda geçersizdir? Andolsun, biz bu Kur'an'da insanlar için her türlü misali değişik şekillerde açıkladık. Fakat insan tartışmaya her şeyden daha çok düşkündür.Kehf suresi 54 Andolsun , öğüt alsınlar diye biz Kur'an'da insanlar için her türlü misali verdik.Zümer suresi 27 Eğer biz, bu Kur'an'ı bir dağa indirseydik, elbette sen onu Allah korkusundan başını eğerek parça parça olmuş görürdün. İşte misaller! Biz onları insanlara düşünsünler diye veriyoruz.Haşr sur. 21 YARABBİ BİZLERİ KURAN AHLAKI İLE AHLAKLANDIR. AMİN Beni Ona sorsanız, 1 ölüyüm. Bana O'nu sorsanız tüm kalemlerim... Bir öğrenci arkadaşımızın araştırma konusu olarak bize gelen bu soruda sizler için bir araştırma yaptık. Sorunun orijinal hali Allah neden peygamberler göndermiştir? Araştırınız. Toplumların yapılarına ve yaşamalarına göre peygamberler gönderilmiştir. Bu peygamberler yardımcı olmak, yol göstermek ve Allah’ın hükümlerini insanlara anlatmak için gelmiştir. Hayatımızla ilgili küçük bir örnek vererek konuyu sizlere açıklayalım. Hayatımız da sürekli bir gelişme süreci vardır. Bu gelişme süreci basamaklar halinde devam etmektedir. İşte bu değişim sürecinde bizlere yol göstermeleri, bizlere ışık tutmaları için gönderilmişlerdir. Allah’a ulaşmak için ve Allah’ı daha iyi tanımak için peygamberler gönderilmiştir. Oluşturulma Tarihi Ocak 06, 2021 03006. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Vahyin Gönderiliş Amacı konu anlatımında yer alan vahyin gönderiliş amacına hitaben, vahiy nedir, vahiy veya vahyin gönderiliş amacı nedir, Allahü Teala niçin yeryüzüne vahiy göndermiştir, gibi sorulara yanıt arayan ve sizler için detaylıca derlenerek hazırlanan doğru bilgiler ışığında yeniden oluşturduk. Vahyin gönderiliş amacı, konu bakımından; Peygamberlere ve İlahi Kitaplara inanç ünitesi altında toplanmaktadır. Ünite alt başlıklarından biri olan Vahiy ve Vahyin gönderiliş amacı konusu, vahyin ne anlama geldiğini tartışmakta, vahyin gönderiliş amacı üzerine bilgi aktarımı yapmaktadır. Vahiy Ne Demektir? Vahiy sözcüğü, gizli konuşma, ima etme, ortaya çıkarma gibi daha birçok farklı anlamda kullanılmaktadır. Vahiy kavramı İslami literatürde ise; Allahü Teala'nın yeryüzüne peygamberler aracılığıyla bağlanması ve insanlara gönderilen peygamberler yardımıyla da hayatın iyi veya kötü, doğru ya da yanlış kavramlarının iyice kavranıp, sorgulanması sağlanmaya çalışılmıştır. Bu sebeple vahiy İslam’da, ilahi bilgi ya da bu ilahi bilginin gönderiliş tarzı olarak tanımlanmaktadır. Vahiy olarak seçilen peygamber, Allah'ın yeryüzündeki elçisi konumundadır ve Allah isteklerini bu yolla insanlara iletmeye çalışır. Bundan dolayı da Allah'ın istekleri peygamberler aracılığıyla insanlara iletilmiş olur. Vahyin Gönderiliş Amacı Yüce Allah, kullarına irade ve akıl vermiştir. İnsanları diğer canlılardan ayıran irade sayesinde, doğru ve yanlışın ne olduğunu neyden uzak, neye yakın durulması gerektiğini vahiyler aracılığıyla bu sayede iletmiştir. İnsanlık tarihinin başlangıcından bu yana, yeryüzüne birden çok vahiy gönderilmiştir. Her vahiy, yaşadığı tarihin kötü alışkanlıklarının yanlış olduğunu ve doğrusunun bu şekilde olduğunu, insanlara anlatmaya çalışmıştır. Yeryüzüne vahyin gönderiliş amacı; insanları doğru yola itmek, Allah'ın tek ve ebedi varlığını ispatlamak, kötü davranışların ve yanlış eylemlerin ne olduğunu anlatmak, Yüce Allah'ın kullarına yardım etmek, iyilik yapmak gibi birden çok amaçla dünyaya gönderilmiştir. Vahiy insanların tümü için değer ve yargılarının nasıl yaşayıp, yaşatılacağını öğreten iyi bir eğitmendir. Bundan dolayı vahiyler, Allah'ın mesajlarını kullarına iletirken, toplumda yaşanan sorunları da bir yandan çözmeye çalışmakla yükümlüdürler. Allahü Teala Niçin Yeryüzünüze Vahiy Göndermiştir? Vahiy, Yüce Allah'ın kullarıyla arasındaki ilişkiden ve Allah'ın merhametinden doğan bir durumdur. Allah'ın yeryüzüne vahiy göndermesinin birden çok nedeni bulunmaktadır. Öncelikle Yüce Allah, kullarının hem ahirette, hem de yeryüzünde mutlu olmasını istemektedir, bu yüzden vahiy gönderme gereksinimi hissetmiştir. Bunun haricinde insanların sorumluluk kazanmalarını sağlamak, Allah'ın varlığının ve yarattığı dini daha yakından ve daha iyi tanımak, insanların yaşamlarını erdem ve ahlak ilkeleri üzerine inşa etmelerini sağlamak ve buna karşın yeryüzünde var olan ikiyüzlülük, haksızlık ve daha birçok kötü davranışın ne gibi sonuçlar doğurduğunu anlamaya çalışmak, son olarak da insanların arasında yaşanan görüş tartışmalarını sona erdirmek adına Yüce Allah tarafından vahiy gönderilmiştir. Vahyin İnsanlar İçin Neyi İfade Etmektedir? Allah'ın yeryüzündeki elçileri olan peygamberler aracılığıyla, insanların doğru yola sevk edilmeye çalışılması, bunun haricinde Allah ve kulları arasında yaşanan ilişki içerisinde, Yüce Allah göndermek istediği tüm mesajları vahiy yoluyla insanlara iletmiştir. Bu yüzden vahiy insanlar için; rahmeti temsil etmekte, yeryüzünde Allah'ın kullarına rehber olmaya çalışmaktadır. Bunun haricinde vahiy şifadır ve Allah'ın var olduğuna dair en büyük delildir. Vahiyler, Allah'ın açıklaması ve bu sayede insanların yolunu aydınlatan bir ışık haznesini de ifade etmektedir. Tüm bu sebepler çerçevesinde Yüce Allah'ın kulları için gönderdiği vahiyler, bir nimet ve de lütuf göstergesidir. Allah'ın merhametinden doğan ve insanların yanlış yollara girmesini engellemek adına gönderilen vahiyler, Allah'ın emirlerini, yasaklarını veya doğrularını yeryüzünde yaşatmaktadır. Peygamberlerin insanlar arasından seçilmesinin nedenleri nelerdir? Allah, insanı üstün ve değerli bir varlık olarak yaratmış, onu akıl, irade, düşünme gibi özelliklerle donatmıştır. Kullarına en doğru ve en güzel yolu bildirmek üzere içlerinden peygamberler göndermiş, insanları yalnız ve başıboş bırakmamış, tarih boyunca sürekli yardımda bulunmuştur. Bu durum Allah’ın kullarına ilgi gösterdiğini, onları sevdiğini ve onlara merhametli olduğunu gösterir. Allah, insanları yarattıktan sonra bir de insanlara rehberlik yapması, Allah’ın emirlerini ve yasaklarını barındıran kutsal kitaplarını insanlara anlatmak için elçiler göndermiştir. İnsanlara gönderilen elçiler yine insanların içinden gönderilmiştir. Allah’ın gönderdiği peygamberlere inanmayan insanlar bu duruma peygamberlerin insanlardan seçilmesini göstermişlerdir. Onlara göre peygamberlerin meleklerden veya olağanüstü güçlere sahip varlıklardan olması gerekirdi. Halbuki Allah peygamberleri olağanüstü niteliklere sahip varlıklardan veya meleklerden gönderseydi bu onların örnek alınmalarını daha da zorlaştırırdı. Allah, peygamberlerin insanlar içinden seçilmesini doğru bulmuştur. Allah, bu konuda da biz insanları düşünmüş ve kulları için en güzel olanı seçmiştir. Allah’ın kullarından istediklerini insanlara rahatça ve anlayacakları bir dilde anlatabilmeleri için, Allah’ın emir ve yasaklarını insan olarak kendileri uygulayarak diğer insanlara örnek olmaları için Allah peygamberleri insanlar içinden seçmiştir. Eğer peygamberler insanlar içinden seçilmeseydi melekler ya da cinler peygamber olacaklardı. Bu durumda münafıkların dini reddetmeleri daha kolay olacaktı. İnsanlar emirlerin insanlara değil cinlere verileceğini iddia edebileceklerdi. Peygamberler insan olmasaydı insanların evlenmek, yemek, kızmak ve sevinmek gibi beşeri konularda fikirleri olmayacaktı. Biz insanlarla daha iyi anlaşıyoruz, hayvanların dilinden anlamıyoruz, cinleri göremiyoruz ve onlarla konuşup anlaşamıyoruz. Aynı şekilde melekleri de göremiyoruz ve onlarla de konuşup anlaşamıyoruz. Görüşüp konuşup anlaşamadığımız ve bizden farklı olan varlıklarla iletişime geçemiyoruz. İnsan ancak kendisi gibi bir insanı örnek alabilir. Bu nedenle peygamberler insanlara örnek olsunlar diye Allah tarafından seçilmişlerdir. Peygamberler, insanlara önderlik eder, rehberlik yapar ve örnek olurlar. Onlar, erdemli ve onurlu bir hayatın nasıl yaşanacağını bizzat yaşayarak göstermişlerdir. Allah’ın dinini insanlara tanıtmışlar, Allah sevgisini, ahiret sorumluluğunu, doğruluk ve adaleti, birlikte mutlu yaşamayı öğretmişlerdir. Bu bakımdan insanlık tarihi peygamberlere minnet borçludur. İnsanlar peygamberlerin kendileri gibi bir insan olmalarını anlamakta zorluk çekmiş ve onlara inanmak istememişlerdir. Yüce Allah Kur’an’da onlara şöyle cevap vermiştir “Eğer yeryüzünde melekler olsaydı, elbette onlara… peygamber olarak melek gönderirdik” İsra suresi, ayet 95 Peygamberler Allah’tan aldığı vahyi, içinde yaşadığı halkın konuştuğu dile ile insanlara anlatmışlardır. Bu durum toplumla aralarındaki iletişim sorununu ortadan kaldırmıştır. Konu ile ilgili olarak Yüce Allah Kur’an’da şöyle buyurmaktadır “Kendilerine doğruları açıkça anlatılabilmesi için, her peygamberi yalnız kendi halkının diliyle gönderdik” İbrahim suresi, ayet 4 Eğer Allah başka varlıklar aracılığı ile mesajlarını göndermiş olsaydı insanlar onlarla iletişim kurmakta zorlanabilirlerdi. Peygamberler insanlarla aynı ortamda doğup büyürler ve mensubu bulunduğu milletin herhangi bir ailesi içinden çıkıp yetişirler. Diğer insanlar gibi yer içer, sevinir ve üzülür, gezer ve çalışırlar. Bu durum Kur’an’da şöyle belirtilmektedir “Biz onları peygamberleri yemek yemeyen cesetler yapmadık. onlar ölümsüz de değillerdir.” Enbiya suresi, ayet 8 Peygamberlerin insanlardan seçilmesinin en önemli sebebi Allah’ın gönderdiklerini tebliğ etmeden kendileri uygulayarak temsil ediyorlardı. Bu temsiliyet insanlar üzerinde oldukça etkili oluyordu. Peygamberlerin insanlardan seçilmesinin nedenlerinden biri de insanın evrenin en üstün ve en değerli varlığı olmasıdır. Çünkü insan akıllı, düşünen ve irade sahibi, bir varlıktır. Bu nedenle evrende insandan daha üstün bir varlık yoktur. Allah değer verdiği insana mesajlarını insanlar arasından seçtiği kişiler aracılığı ile göndermiştir. Peygamberlerin insanlardan seçilmesi, vahyin insanlar tarafından anlaşılmasında, kabul edilmesinde ve uygulanmasında büyük kolaylıklar sağlamıştır. Çünkü peygamberler içinde yaşadıkları toplumun problemlerini çok iyi bilen insanlardır. Onlar Allah’tan aldığı vahiy doğrultusunda toplumun problemlerine çözüm yolları önermişler ve bu konuda onlara önderlik etmişlerdir. Kur’an-ı Kerim’de peygamberlerin insanlar arasından seçilmesi ile ilgili ayetler nelerdir? “Biz onları peygamberleri yeyip içmeye ihtiyaç duymayan bir yapıda yaratmadık. Onlar, ölümsüz de değillerdi.” Enbiya 8 “Kendilerine doğruları açıkça anlatılabilmesi için, her peygamberi yalnız kendi halkının diliyle gönderdik” İbrahim suresi, ayet 4 Kuran-ı Kerim’de peygamberlerin inanlar arasından seçilmesine karşı çıkanlar şu ayetlerle dile getirilmiş ve devamındaki ayette inkar edenlerin içerisinde bulunduğu çelişki ile cevap verilmiştir. Onlar “…Allah, bir insanı mı peygamber olarak gönderdi?” İsra -94 diyerek itiraz etmiştir. Allah Teâlâ onların bu itirazlarına şu ayetle cevap vermiştir. “Onlara De ki Eğer yeryüzünde yerleşmiş gezip dolaşan melekler olsaydı, elbette onlara gökten, peygamber olarak bir melek gönderirdik.” İsra -95 Peygamberlerin insanlar arasından seçilmesinin nedenleri nelerdir

allah insanlara peygamber göndermesinin sebebi nedir