⛈️ Hagb Sonrası Suç Işleme Erteleme

Kişiselverilerin mevzuatın ya da işleme amaçlarının gerektirdiği süre kadar saklanması; Şirket tarafından kişisel veri işleme amacının ortadan kalkmasından sonra ya da mevzuatta öngörülen sürenin dolması ile birlikte kişisel veriler silinmekte, yok edilmekte veya anonimleştirilmektedir. 16 Maçlarda ve toplumsal olaylarda birlikte küfür etmek. 17- Trafik kurallarına uymamak. Çoğaltılabilir, devamını birlikte yazabiliriz. Özetle insan olarak hepimizin ortak zafiyetidir; Egomuz, nefsimiz istiyorsa ve bunu etrafımızdaki bazı insanlar da yapıyorsa çok kolay suç işleriz. Mahkememizce bozma sonrası aldırılan TRT bilirkişilerinin verdiği 19/08/2016 tarihli bilirkişi raporu içeriğinde yapılan açıklamaların dosya kapsamı ve incelenen görüntülerle uyumlu olduğu, olay sırasında ölenin de sanığa taş attığı, ölenin içinde bulunduğu grubun sanığa yönelik taşlı saldırıları ve olay Erteleme kararının verilebilmesi için kişinin daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına mahkûm edilmemiş olması ve suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemede bir kanaatin oluşması gerekmektedir. 13. Yine CO spreyine maruz kalan başka bir aktivist saçından tutularak ve beline tekme atılarak gözaltına alındı. Aynı zamanlarda elinde LBGTİ+ bayrağı taşıyan kişiye suç unsuru sayılarak şiddet uygulandı. Bir aktivist ters kelepçe takmayı reddettiği için 3 polis tarafından fiziki şiddete maruz bırakıldı. 29 ocak 2021 cuma 12:04. yargitay ceza genel kurulu esas: 2016/350 e. karar: 2019/49 k. hagb karari hagb denetİm sÜresİ İÇİnde yenİ suÇ İŞleme hagb sÜresİ İÇİnde kullanmak İÇİn uyuŞturucu madde bulundurma suÇunu İŞleme hagb İhlalİ sayilmayacaĞi tedavİ ve denetİmlİ serbestlİk tedbİrİ uygulanmasi gerektİĞİ CezaErteleme Sonrası Tekrar Suç İşleme Bir hükümlünün denetim süresi içinde kasıt bir suç işlemesi ya da yükümlülüklerini yerine getirmemesi durumunda infaz hâkimi tarafından uyarılmasına rağmen bu uyarıya uymaz ise ertelenen cezanın kısmen ya da tamamen infaz kurumunda çekmesine infaz hâkimliği tarafından karar Öncelikle, resmi evrakta sahtecilik suçunun ertelenmesi mahkumun alacağı ceza ile ilgilidir. Şöyle ki 2 yıl ya da daha az süreli bir hapis cezası alan mahkum için hapis cezasının ertelenmesi söz konusudur. Erteleme durumunda hapis cezası uygulanmaz. Ancak resmi evrakta sahtecilik suçunun ertelenmesi bazı ek şartlara da bağlıdır. HAGB'DEN SONRA YENİDEN SUÇ İŞLEME, ERTELEME VE SEÇENEK YAPTIRIMA ÇEVİRME İMKANI. YARGITAY 12. Ceza Dairesi. Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan yapılan yargılama sonucunda, sanığın TCK’nın 179/3-2 maddeleri gereğince 10 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, CMK’nın 231/5. maddesi gereğince sanık hakkındaki 4LFl7E. Okuyacağınız blog yazısı; bir ceza mahkemesinin yargılama neticesinde sanık hakkında cezaya hükmetmesinin, aynı sanık hakkında daha önceki bir tarihte verilmiş olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması “HAGB” kararına etkisi hakkında yazılmıştır. Bu kapsamda sonraki tarihli suçun işlenişindeki manevi unsur olan kast ya da taksirden hangisinin varlığı halinde HAGB kararının ortadan kalkacağı ile sonraki tarihli mahkûmiyet kararının HAGB kararını ortadan kaldırması için mahkûmiyet hükmünün tesis edildiği tarihin mi yoksa hükme konu olan suç fiilinin işleniş tarihinin mi esas alınacağı konuları değerlendirilecektir. MEVZUAT HÜKÜMLERİ HAGB kurumu, 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu “CMK” düzenlenmiştir. CMK “Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki2 yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder.” CMK “Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için; a Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması, b Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması, c Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi, gerekir. Sanığın kabul etmemesi hâlinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmez” CMK “Açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen hükümde, mahkûm olunan hapis cezası ertelenemez ve kısa süreli olması halinde seçenek yaptırımlara çevrilemez.” CMK “Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi halinde sanık, beş yıl süreyle denetim süresine tâbi tutulur. Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez. Bu süre içinde bir yıldan fazla olmamak üzere mahkemenin belirleyeceği süreyle, sanığın denetimli serbestlik tedbiri olarak; a Bir meslek veya sanat sahibi olmaması halinde, meslek veya sanat sahibi olmasını sağlamak amacıyla bir eğitim programına devam etmesine, b Bir meslek veya sanat sahibi olması halinde, bir kamu kurumunda veya özel olarak aynı meslek veya sanatı icra eden bir başkasının gözetimi altında ücret karşılığında çalıştırılmasına, c Belli yerlere gitmekten yasaklanmasına, belli yerlere devam etmek hususunda yükümlü kılınmasına ya da takdir edilecek başka yükümlülüğü yerine getirmesine, karar verilebilir. Denetim süresi içinde dava zamanaşımı durur.” CMK “Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı verilir.” CMK “Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir.” 2. HUKUKİ DEĞERLENDİRMELER Kanun; ilgili maddenin 6, 8, 10 ve verilmiş bir HAGB kararının ortadan kalkması ve hüküm kurulması için açıkça “kast” unsurunu aradığını belirtmiştir. Buna göre suçlu bulunan fakat hakkındaki hükmün açıklanması geri bırakılan kişi hakkında 5 yıllık bir denetim süresi uygulanacak; 5 yıl içerisinde herhangi bir kasıtlı suç işlememesi halinde hakkında kurulmuş hüküm tamamen ortadan kalkacaktır. Kanunun “kast” unsurunu aradığı, dolayısıyla sonraki tarihte işlenen taksirli suçların HAGB hükmüne etki etmediği Yargıtay kararlarında da açıkça belirtilmiştir “Denetim süresi çerisinde işlenen ikinci suçun, 5 yıllık çocuklar için 3 yıllık denetim süresi içerisinde kesinleşmesi gibi bir zorunluluğa madde metninde yer verilmemiştir. İkinci suçun kasıtlı bir suç olması ve denetim süresi içerisinde işlenmesi, hükmün açıklanması için yeterlidir. Ancak mahkeme sanığın denetim süresi içerisinde işlediği kasıtlı suçtan verilen mahkûmiyet kararının kesinleşmesinden sonra bu mahkemenin ihbarı üzerine HAGB karar veren mahkeme dosyayı yeniden ele alacak, duruşma açacak, sanığı duruşmaya meşruhatlı davetiye ile çağıracak gelirse ifadesini alacak, sonuçta CMK’nin 213/11. maddenin birinci cümlesi gereğince hükmü aynen açıklayacaktır. İkinci suçun doğrudan ya da olası kastla işlenmesinin bir önemi yoktur. Ancak ikinci suçun taksirle veya bilinçli taksirle işlenmesi durumunda hüküm açıklanamayacaktır[1][2].” “…iddia olunan kasıtlı suçun unsurlarının oluşmadığı veya kasıtlı bir suçun aslında trafik güvenliğini taksirle tehlikeye sokma veya taksirle yaralama vb. gibi bir başka suçu oluşturduğu kanaatine varılırsa, sanığın açıklanması geri bırakılan hükümden sonra işlemiş olduğu kasıtlı bir suçtan da söz edilemeyecek ve önceki hüküm açıklanamayacaktır[3].” HAGB kararının ortadan kalkması ve kişi hakkındaki hükmün açıklanması için söz konusu kasıtlı suç fiilinin mutlaka HAGB kararının kesinleşmesinden sonraki bir tarihte işlenmesi gerekir. Yani HAGB kararı aleyhine kanun yoluna başvurulup karar onanarak kesinleştiyse bu tarihten; HAGB kararı aleyhine kanun yoluna başvurulmadıysa başvuru süresinin bittiği tarihten; ya da kanun yoluna başvuru sınırının altında kaldığı için verildiği anda kesinse bu tarihten itibaren 5 yıl içerisinde işlenen bir kasıtlı suç fiili olmalıdır. Nitekim Yargıtay kararlarında da bu husus açıkça belirtilmiştir “Somut olayda; hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen sanığın denetim süresi içerisinde işlediği iddia edilen suç tarihinin 30/01/2015 olduğu, sanık hakkındaki 12/12/2014 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ise 10/03/2015 tarihinde kesinleştiği ve 5 yıllık denetim süresinin de kesinleşme tarihinde başladığı, dolayısıyla 30/01/2015 tarihli yeni suçun denetim süresinde işlenmediği anlaşıldığından, bu suç sebebiyle CMK’nın 231/11. maddesi gereğince hükmün açıklanması yasaya aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerindedir[4].” “Deneme süresi içerisinde suç işlendiğinden söz edilebilmesi için öncelikle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmesi, daha sonra 5 yıllık deneme süresi içerisinde kasıtlı bir suçun işlenmesi gerekmektedir. İncelenen dosyada, sanık hakkında tehdit ve hakaret suçlarından mahkûmiyetine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına tarihinde karar verildiği, kararın tarihinde kesinleştiği, 2. suçun ise tarihinde işlendiği anlaşılmaktadır. Buna göre, sanığın, henüz deneme süresi başlamadan önce tarihinde Afyonkarahisar 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 27/04/2014 tarih ve 2013/487 esas, 2014/82 sayılı ilamına konu suç üstlenme suçunu işlediği belirlendiğinden, mahkemece CMK’nın 231/11. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kaldırılmasına karar verilmesi hukuka aykırıdır[5].” Sanık denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemez ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranırsa, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı verilir. Denetim süresi içinde işlenen kasıtlı suçun hapis ya da adli para cezasını gerektirmesinin bir önemi yoktur. Yine söz konusu suç re ’sen kovuşturulan bir suç olabileceği gibi takibi şikâyete bağlı bir suç da olabilir[6]. Sanığın kasten yeni bir suç işlediğinin tespiti bakımından, sanığın işlediği yeni suçtan ötürü hakkında mahkûmiyet kararı verilmesi ve bu kararın kesinleşmesi gereklidir[7]. HAGB kararı verilebilmesinin şartlarından birisi belirtilen “Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması” dır. Dolayısıyla önceki tarihli bir taksirli suç, HAGB kararına engel olmayacaktır.“…yine daha önceden bilinçsiz ya da bilinçli taksirli bir suçtan dolayı mahkûm olma da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel oluşturmaz[8].” Aynı şekilde daha önceki tarihli kasıtlı bir suç fiili sebebiyle kovuşturma yapılıyor olması da HAGB kararını engellemeyecektir.“Sanık hakkında başka kasıtlı bir suçtan ötürü muhakemenin gerçekleştiriliyor olması, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını engellemez[9].” 3. SONUÇ Yukarıdaki Yargıtay kararları ve doktrin alıntılarına binaen yapılan açıklamalar neticesinde aşağıdaki sonuçlara ulaşılmıştır HAGB kararı verilen kişinin, kararın kesinleşmesiyle başlayan 5 yıllık deneme süresi içerisinde herhangi bir kasıtlı suç fiili işlememesi gerekmektedir. Söz konusu deneme süresi içerisinde işlediği herhangi bir taksirli suç –bilinçli taksir olsa bile- HAGB hükmünü ortadan kaldırmayacak ve dolayısıyla hüküm açıklanmayacaktır. HAGB kararı verilen kişinin; deneme süresi içerisinde işlediği kasıtlı suçun, deneme süresi sonrasında kesinleşmesi halinde de hüküm açıklanacaktır. Yani sonraki tarihte ve deneme süresi içerisinde işlenen kasıtlı suçun deneme süresi içerisinde kesinleşme zorunluluğu yoktur. HAGB kararının ortadan kalkması ve hükmün açıklanması için; kasıtlı suç fiilinin mutlaka deneme süresi içerisinde işlenmesi gerekmektedir. Önceki tarihte işlenmiş olup kovuşturma devam ediyorsa yahut önceki tarihte işlenmiş olup kesinleşmemişse veya HAGB kararı verildikten sonra işlenmesine rağmen henüz HAGB kararı kesinleşmeden önce işlenmişse dahi hiçbir şekilde HAGB kararına etki etmeyecek, dolayısıyla hüküm açıklanmayacaktır. Suç olarak tanımlanan davranışlar, toplumsal barışı tehdit ederler. Ceza Hukuku, suçları tanımlayan, suçlar için öngörü­len yaptırımları ve bu yaptırımların nasıl uygula­nacağını gösteren hukuk alanıdır. Bu açıdan Ceza Hukukunun işlevi, tüm hukuk kurallarında olduğu gibi, öncelikle toplumun düzenini sağlamak ve bireylerin ilişkilerini düzenlemektedir. Ceza Hukukunun bu işlevini gerçekleştirilmesi amacıyla kullanılan temel araç, ceza yasalarıdır. Bu kapsamda ceza hukuku, yasaklanan davranışları yapmaktan kaçınmayan veya yapılması gerekenleri yapmayan bireylerin cezalandırılması işlevini gördüğü kadar; bireylerin yasak alanlarının belirlenmesinde onların haklarını koruyan bir işleve de sahiptir. Ceza Hukukunun işlevleri hususunu suç işleyen bireylerin penceresinden incelediğimizde ise, teoride “ceza hukukunun özel önleme fonksiyonu” olarak nitelendirilen, bireyin toplumdan uzaklaştırılmak suretiyle ıslah edilmesi toplumsal barış ve düzenin sağlanmasında önemli yere sahiptir. Buna karşın, kimi zaman bireylerin suç işlemesi neticesinde toplumdan uzaklaştırılarak ıslah edilmesi, toplumun barış ve yararı aleyhine olacaktır. İşte bu noktada hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesi uygulama alanı bulacaktır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması yahut kısaca HAGB, sanık hakkında hükmolunan cezai yaptırımın belirli bir denetim süresi içerisinde sonuç doğurmaması, denetim süresi boyunca kasıtlı bir suç işlenmemesi ve yükümlülüklere uygun davranması halinde ceza kararının ortadan kaldırılması ve davanın düşmesine yol açan cezanın bireyselleştirilmesi kurumudur. Türk Hukuku sistemine ilk kez 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 23. maddesi ile girmiş ve daha sonra Ceza Muhakemesi Kanunu’na aktarılarak yetişkinler için de uygulama alanı bulmuş, hukuki müessesedir. Kurumun öncelikli amacı, kişiyi doğrudan cezai yaptırıma tabi tutmak suretiyle toplumdan ve yaşamdan soyutlamak yerine bir denetim süresi öngörüp o süre içerisinde daha dikkatli davranışlar sergilemesini hakkında suç işlendiğinden bahisle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi durumunda, ortada ilan edilip kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmü olmadığından, hüküm kişi bakımından uygulama bulmayacaktır; zira hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı niteliği itibariyle kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmü değildir. HAGB Şartları 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, “Hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması” başlıklı 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun uygulama alanı bulabilmesi için, birtakım şartların bir arada gerçekleşmesi gerekmektedir. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun HAGB kararı için aradığı tüm şartlar vücut bulmadan, hakim, HAGB kararı verme yetkisine sahip kurumunun uygulama alanı bulması için birlikte gerçekleşmesi gereken şartları sıralamak gerekirse; Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunması Sanığın daha önce kasten işlediği bir suçtan dolayı kesinleşmiş mahkumiyeti varsa hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilemez. Önceki mahkumiyetinin hapis cezası veya adli para cezası olmasının veya cezanın miktarının önemi yoktur. Sanığın önceki mahkumiyetine esas teşkil eden suç kasten işlenmişse, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi mümkün değildir. Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması Mahkeme, sanığın duruşmadaki tutum ve davranışlarını, kişilik özelliklerini göz önüne alarak yeniden suç işlemeyeceği kanaatine varırsa hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verir. Önemle belirtmeliyim ki, hakim, sanığın davranışlarını ve kişiliğini sübjektif kriterlere göre değerlendiremez. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre sanığın duruşma tutanaklarına yansıyan olumsuz bir davranışı ve bilinen olumsuz bir kişilik özelliği yoksa, hakim HAGB kararı vermelidir. Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi İşlenen suç sebebiyle mağdur yahut kamu bir zarara uğramışsa, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için uğranılan söz konusu zararın giderilmesi gerekir. Suç nedeniyle oluşan zarardan kasıt, doğrudan suçun neden olduğu maddi zararlardır. Manevi zararlar uğranılan zarar kapsamında değildir. Zararın giderilmesi, zararın konusu olan şey aynen verilebiliyorsa aynen iade yoluyla, aynen iade edilemeyecek bir şey ise tazmin suretiyle giderilmesi yoluyla mümkün olur. Hükmedilen sonuç cezanın 2 yılın altında hapis yahut adli para cezası olması HAGB kararı verilebilmesi için mahkemenin yaptığı yargılama neticesinde hükmettiği ceza hapis cezası ise, 2 yıl veya daha az süreli hapis cezası olmalıdır. Buna paralel olarak verilen adli para cezası hususunda da HAGB kararı verilmesi mümkündür. Burada dikkat edilmesi gerekilen husus, mahkemenin işlenen suç neticesinde hapis cezası yaptırımını uygulaması ve takiben söz konusu hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi halinde HAGB kararı uygulama alanı bulmayacaktır. Sanığın, hakkında HAGB kararı verilmesine rızasının bulunması Sanık, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararını kabul etmediğini beyan ederse yargıç, HAGB kararı veremez. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, yargılama sonucunda temyiz veya itiraz safhalarında bazı hak kayıplarına yol açabilmektedir. Bu nedenle sanığın hakkında verilen bu kararı onaylaması daha doğrusu hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını talep etmesi gerekmektedir. Bu açıdan, HAGB kararının sanığın lehine olup olmadığı, her somut olay için farklılık arz edecektir. Önemle belirtmek isterim ki, her ne kadar yukarıda sayılan şartlar bir arada bulunsa da, kimi suçlarda HAGB kararı verilmesi hukuk sistemimizce kabul edilmemiştir. Bunları örneklendirmek gerekirse; Karşılıksız çek keşide etme suçu İmar kirliliğine sebep olma suçu Anayasanın 174 üncü maddesinde koruma altına alınan inkılâp kanunlarında yer alan suçlar gibi… HAGB Kararına İtiraz Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, yargılama sonucunda temyiz veya itiraz safhalarında bazı hak kayıplarına yol açabilmektedir. Bu nedenle sanığın hakkında verilen bu kararı onaylaması daha doğrusu hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını talep etmesi gerekmektedir. Sanık eğer hakkında kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını talep ederse ve mahkemece bu yönde bir karar verilirse sanığın hükmü temyiz etme imkanı bulunmayacaktır. Buna karşın sanık, verilen karara karşı itiraz kanun yoluna başvurabilir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı, kararın duruşmada öğrenilmesinden yahut tebliğ edilmesinden itibaren 7 gün içinde itiraz edilebilir. HAGB kararına karşı istinaf veya temyiz başvurusu kararını veren mahkemeye dilekçe verilmek suretiyle HAGB kararına itiraz edilebilir. Kararı veren mahkeme itirazı önce kendisi değerlendirir. İtiraz üzerine yapacağı inceleme ile kendi verdiği kararı düzeltebilir. HAGB kararı veren mahkeme, kararına yapılan itirazı yerinde görmezse itiraz dilekçesini itirazı incelemeye yetkili mahkemeye gönderir. HAGB KARARINA İTİRAZ DİLEKÇESİ HAGB kararına itirazı incelemeye yetkili mahkeme; HAGB kararı Asliye Ceza Mahkemesi tarafından verilmiş ise, itirazı incelemeye yetkili mahkeme Ağır Ceza Mahkemesidir. Örneğin, HAGB kararı İstanbul Asliye Ceza Mahkemesi tarafından verilmiş ise, itirazı incelemeye yetkili mahkeme İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’dir. HAGB kararı Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilmiş ise, itirazı incelemeye yetkili mahkeme ilgili Ağır Ceza Mahkemesini sıra numarası olarak izleyen Ağır Ceza Mahkemesidir. Örneğin, HAGB kararı İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilmiş ise, itirazı incelemeye yetkili mahkeme İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi’dir. Yargıtay yerleşik içtihatlarınca HAGB itiraz dilekçesi incelemek üzere kendisine gönderilen mahkeme, itiraz edilen kararı hem usul hem esas açısından denetimden açıklanmasının geri bırakılması kararı, itiraz edilmeyerek veya itiraz edildiğinde itirazı incelemeye yetkili merciinin red kararı ile kesinleşir. Kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı “kanun yararına bozma” yoluna başvurulabilir. HAGB Kararı Sonuçları Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı neticesinde, sanık 5 yıl süreyle denetime tabi tutulur. 18 yaşından küçük çocuklar için denetim süresi 3 yıldır. Sanığın bu denetim süresi içinde kasten bir suç işleyip işlememesine göre iki sonuç ortaya çıkar Sanık denetim süresi boyunca kasten suç işlemez ve hakim tarafından takdir edilen yükümlülüklere aykırı hareket etmezse, işlediği suçun hukuki sonuçlarından muaf tutulmaktadır. Özetle suçu işleyen kişi hakkında işlediği suçun hukuki sonuçlarından korunmaktadır. Buna paralel olarak suç, adli sicil kaydına da yansıtılmamaktadır. Sanık, denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işler veya hakimin belirlediği yükümlülüklere aykırı hareket ederse açıklanması geri bırakılan hüküm mahkeme tarafından açıklanır. Velhasılı kelam, uygulamada eylemi cezalandırma ve cezalandırmama arasındaki ince çizgide yer alan müessesenin en karakteristik özelliği olan, suçun sanık hakkında hukuki sonuç doğurmama hususu göz önünde bulundurulduğunda, şarta bağlı af niteliğinde olan HAGB kurumu, doğru uygulamalar neticesinde toplum barışının sağlanmasında ve bireylerin yaşamlarını devam ettirmesinde önemli rol almaktadır. Buna karşın “Suç Oranı Neden Artar?” başlıklı yazıda da belirtildiği üzere yanlış uygulamalar, suçlunun hukuk sistemini denediği eylemden zaferle çıkmasına dayanarak, suç işlemenin korkulacak bir şey olmadığı algısının ortaya çıkmasına sebebiyet vermektedir. Bu doğrultuda yargıçların, bu konuda kendilerine tanınan geniş takdir yetkisini, tabiri caizse ince eleyip sık dokuyarak kullanmaları, bizi mutlak adalete bir adım daha yaklaştıracaktır. İçindekiler1 Hükmün Açıklanmasının Geriye Bırakılması Hükmün Açıklanmasının Geriye Bırakılmasının Hakkında HAGB Kararı Verilen Sanık Ne Hükmün Açıklanmasının Geriye Bırakılması HAGB Kararı Temyiz Edilebilir Hükmün Açıklanmasının Geriye Bırakılması HAGB 2017 Yılı İtibarı ile Yapılan Hükmün Açıklanmasının Geriye Bırakılmasını İtiraz Dilekçesi Nasıl YazılırHükmün Açıklanmasının Geriye Bırakılması Nedir Hükmün Açıklanmasının Geriye Bırakılması kısa adıyla HAGB; kurulan hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmamasını ifade eder. 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231. Maddesi ile düzenlenmiştir. Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl tarihli 5728 sayılı Kanunla 1 yıldan 2 yıla çıkarılmıştır, ayrıca 18 yaşından küçük sanıklar için bu ceza üç yıl ve daha az olarak belirlenmiştir. veya daha az süreli hapis veya adli para cezası ise, mahkemece; hükmün açıklanmasının geriye bırakılmasına karar verilebilir. Makalemizin diğer kısımlarında Hükmün Açıklanmasının Geriye Bırakılması, HAGB olarak kısaltılacak ve birçok yerinde bu şekilde kullanılacaktır. Hükmün Açıklanmasının Geriye Bırakılmasının Şartları HAGB kararları bütün sanıklar hakkında uygulanmaz. HAGB kararlarının uygulanabilmesi için bazı şartların bulunması gerekmektedir. Öncelikle sanığın daha önce herhangi bir kasıtlı suçtan ötürü mahkum olmaması. Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği yönünde kanat oluşması, suçun işlenmesi ile mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi gerekmektedir. Hükmün Açıklanmasının Geriye Bırakılması Kararına İtirazMahkeme bütün bu yönleri ile gerekli incelemeyi yaptıktan sonra verilen cezanın Hükmün Açıklanmasının Geriye Bırakılmasına karar kararının verilebilmesi için sanığın muvafakati gereklidir, sanık hakkında HAGB kararının uygulanmasını isteyip istememe konusunda serbesttir. Hakkında HAGB Kararı Verilen Sanık Ne Yapmalıdır Hükmün açıklanmasının Geriye Bırakılması Kararı verilmesi halinde sanık 5 yıl süre ile denetime tabi tutulur. Bu süre içerisinde sanığın herhangi bir kasıtlı suçtan dolayı ceza almaması gerekmektedir. Süre sanığa verilen cezanın kesinleşmesi ile başlar. Sanık hakkında HAGB kararı verilen hükümde mahkum olunan hapis cezası ertelenemez, kısa süreli olması halinde seçenek yaptırımlara çevrilemez. Sanık hakkında verilen HAGB kararının kesinleşmesinden sonra belirlenen denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlerse hüküm açıklanır. Hükmün Açıklanmasının Geriye Bırakılması HAGB Kararı Temyiz Edilebilir mi Mahkemece verilen cezanın Hükmün Açıklanmasının Geriye Bırakılması nedeniyle ertelenmesine karar verilmiş ise bu ceza temyiz edilemez. HAGB kararlarına karşı üst mahkemeye itiraz edilebilir. Üst Mahkemenin verdiği karar kesindir. TCK nın düzenlenen erteleme hususu, HAGB den farklıdır. TCK nın 51. Maddesi uyarınca cezanın ertelenmesi hususunda verilen kararlar da istinaf yoluna kararına itirazHükmün Açıklanmasının Geriye Bırakılması HAGB 2017 Yılı İtibarı ile Yapılan Değişiklikler 5271 Sayılı Yasanın 231. Maddesi ile düzenlenmiş olup 08/02/2008 tarihli 5728 Sayılı Kanunla bazı değişiklikler yapılmış olup, Hükmün Açıklanmasının Geriye Bırakılması 2017 yılı için de aynı kanun çerçevesinde uygulanmaya devam edilmektedir. Hükmün Açıklanmasının Geriye Bırakılmasını İtiraz Dilekçesi Nasıl Yazılır Mahkemece verilen cezanın Hükmün Açıklanmasının Geriye Bırakılması nedeniyle ertelenmesine karar verilmiş ise, bu cezaya ancak üst mahkemeye gönderilip incelenmesi amacıyla itiraz edilebilir. Bu nedenle dilekçemizin üst mahkemeye hitaben yazılmış olması gerekmektedir. Yani Asliye Ceza Mahkemesinin verdiği bir karar için üst mahkeme olan Ağır Ceza Mahkemesine itiraz edilebilir. Dilekçede itiraz sebeplerimiz delillere dayanılarak, gereksiz hususlara yer verilmeden, talebimiz açık ve net belirtilerek yazılmalıdır. Sitemiz içerisinde bulunan Hükmün Açıklanmasının Geriye Bırakılmasına İtiraz Dilekçe Örnekleri üzerinde gerekli düzenlemeleri yaparak itirazınıza uygun uyarladıktan sonra ilgili mahkemeye verebilirsiniz. Yine de dilekçe yazarken bir hukuk uzmanına danışmanız veya yardım almanız sizin açınızdan daha faydalı olacaktır. Hükmün Açıklanmasının Geriye Bırakılmasına İtiraz Dilekçesi Örneklerine buradan ulaşabilirsiniz. HAGB Süresi İçinde İlk Defa Uyuşturucu Kullanma Suçunun İşlenmesi Halinde HAGB Kararının Bozulmayacağı YARGITAY Ceza Genel Kurulu ESAS 2016/350 E. KARAR 2019/49 K. HAGB KARARI HAGB DENETİM SÜRESİ İÇİNDE YENİ SUÇ İŞLEME HAGB SÜRESİ İÇİNDE KULLANMAK İÇİN UYUŞTURUCU MADDE BULUNDURMA SUÇUNU İŞLEME HAGB İHLALİ SAYILMAYACAĞI TEDAVİ VE DENETİMLİ SERBESTLİK TEDBİRİ UYGULANMASI GEREKTİĞİ KARAR ÖZETİ Sanık hakkında CMK’nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildikten sonra, sanığın denetim süresi içerisinde işlediği iddia edilen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan TCK’nın, 5560 sayılı Kanun’un 7. maddesi ile değişik 191/2. maddesi uyarınca tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine karar verilmesi hâlinde, açıklanması geri bırakılan hükmün CMK’nın 231/11. maddesi uyarınca açıklanmasına karar verilemeyeceği kabul edilmelidir. KARAR METNİ 6136 sayılı Kanun’a aykırılık suçundan sanık ...’in aynı Kanun’un 13/1 ve TCK'nın 62, 51 ve 54. maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 375 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, ertelemeye ve müsadereye ilişkin Salihli 3. Asliye Ceza Mahkemesince verilen tarihli ve 77-124 sayılı hükmün, sanık müdafisi tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesince tarih ve 5106-10961 sayı ile; CMK'nın hükümden sonra yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanun'un 562. maddesiyle değişik 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. Bozmaya uyan Yerel Mahkemece tarih ve 366-613 sayı ile; sanığın 6136 sayılı Kanun’un 13/1 ve TCK'nın 62, 53 ve 54. maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 375 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, müsadereye ve CMK'nın 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. Sanığın denetim süresi içinde, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçunu işlediği iddiasıyla yapılan yargılama sonucunda sanık hakkında TCK’nın 191/2. maddesi uyarınca tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine karar verilmesi üzerine dosyayı yeniden ele alan Yerel Mahkemece tarih ve 455-267 sayı ile; CMK’nın 231/11. maddesi gereğince açıklanması geri bırakılan hüküm açıklanarak sanığın 6136 sayılı Kanun’un 13/1 ve TCK'nın 62 ve 53. maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 375 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna karar verilmiş, bu hükmün de sanık müdafisi tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesince tarih ve 5751-17614 sayı ile; "Sanık hakkında 5271 sayılı CMK'nın 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl denetimli serbestlik tedbirine karar verildikten sonra deneme süresi içerisinde işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak ve kullanmak suçundan tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine hükmedildiği, tedavinin ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranan sanık hakkında TCK'nın 191/5. maddesi uyarınca davanın düşmesine karar verileceği gözetilmeden, tedavinin ve denetimli serbestlik tedbirinin sonucu beklenmeksizin yapılan ihbara dayanılarak açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanmasına karar verilmesi" isabetsizliğinden hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise tarih ve 395127 sayı ile; "CMK'nın 231/11. maddesi 'Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar.' hükmünü getirmiştir. Görüldüğü üzere hükmün açıklanması için sanığın deneme süresi içinde kasıtlı bir suç işlemesinin yeterli olacağı anlaşılmaktadır. Somut olayda sanık kullanmak için uyuşturucu madde satın almak suçundan açılan kamu davasının sonunda tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmuş, sanığın bu karara itirazı itiraz mercii tarafından reddedilerek sanığın atılı suçu işlediği kesinleşmiştir. Salihli Ağır Ceza Mahkemesinin gün ve 339-323 sayılı kesinleşen kararı sanığın deneme süresi içinde kasıtlı bir suç işlediğinin tespiti niteliğindedir. Bu nedenle sanık hakkında daha önce açıklanması geri bırakılan mahkûmiyet hükmünün CMK'nın 231/11. maddesi gereğince açıklanması yasaya uygun görüldüğünden aksi yöndeki Yüksek Daire kararına itiraz etmek gerekmiştir." düşüncesiyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur. CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Özel Dairece tarih ve 12224-1150 sayı ile; itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır TÜRK MİLLETİ ADINA CEZA GENEL KURULU KARARI Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık hakkında CMK'nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildikten sonra, sanığın denetim süresi içerisinde işlediği iddia edilen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan TCK'nın 5560 sayılı Kanun'un 7. maddesi ile değişik 191. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine karar verilmesi hâlinde, açıklanması geri bırakılan hükmün CMK'nın 231/11. maddesi uyarınca açıklanmasına karar verilip verilemeyeceğinin belirlenmesine ilişkindir. İncelenen dosya kapsamından; Salihli Cumhuriyet Başsavcılığınca, sanığın 6136 sayılı Kanun’a aykırılık suçundan cezalandırılması istemi ile kamu davası açıldığı, Yapılan yargılama sonucunda, Salihli 3. Asliye Ceza Mahkemesince tarih ve 77-124 sayı ile; sanığın 6136 sayılı Kanun’un 13/1 ve TCK’nın 62, 51 ve 54. maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 375 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, ertelemeye ve müsadereye karar verildiği, Hükmün sanık müdafisi tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesince tarih ve 5106-10961 sayı ile; CMK'nın hükümden sonra yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanun'un 562. maddesiyle değişik 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu gerekçesiyle bozulmasına karar verildiği, Bozmaya uyan Yerel Mahkemece tarih ve 366-613 sayı ile; sanığın 6136 sayılı Kanun’un 13/1 ve TCK'nın 62, 53 ve 54. maddeleri uyarınca 10 ay ve 375 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, müsadereye ve CMK'nın 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, bu kararın da merci tarafından itirazın reddine karar verilmesi üzerine tarihinde kesinleştiği, Sanığın denetim süresi içerisinde, tarihinde kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçunu işlediği iddiasıyla yapılan yargılama sonucunda, Salihli Ağır Ceza Mahkemesince tarih ve 339-323 sayı ile; sanık hakkında TCK’nın 5560 sayılı Kanun’un 7. maddesi ile değişik 191. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine karar verildiği, Salihli Cumhuriyet Başsavcılığının tarihli ve 880 sayılı yazısında ise; sanık hakkındaki denetimli serbestlik tedbirinin infaz edilerek yazı ekinde gönderildiğinin belirtildiği, İhbar üzerine dosyayı yeniden ele alan Salihli 3. Asliye Ceza Mahkemesince tarih ve 455-267 sayı ile; CMK’nın 231/11. maddesi gereğince hüküm açıklanarak, sanığın 6136 sayılı Kanun’un 13/1 ve TCK’nın 62 ve 53. maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 375 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna karar verildiği, Bu hükmün de sanık müdafisi tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesince tarih ve 5751-17614 sayı ile hükmün bozulmasına karar verildiği, Anlaşılmaktadır. Uyuşmazlığın isabetli bir şekilde hukuki çözüme kavuşturulabilmesi için öncelikle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu ile ilgili bazı temel bilgilerin verilmesi daha sonra da TCK’nın 191. maddesinde düzenlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçunun geçirdiği aşamalar ile anılan Kanun’un 5560 sayılı Kanun’un 7. maddesi ile değişik 191. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca verilen tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin kararın hukuki niteliğinin ele alınması gerekmektedir. a Hükmün açıklanmasının geri bırakılması; Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, hukukumuzda ilk kez çocuklar hakkında 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 23. maddesi ile kabul edilmiş, tarihinde yürürlüğe giren 5560 sayılı Kanun’un 23. maddesiyle 5271 sayılı Kanun’un 231. maddesine eklenen 5 ila 14. fıkralarla büyükler için de uygulamaya konulmuş, aynı Kanun’un 40. maddesi ile 5395 sayılı Kanun’un 23. maddesi değiştirilmek suretiyle, denetim süresindeki farklılıklar hariç tutulmak kaydıyla çocuk suçlular ile yetişkin suçlular, hükmün açıklanmasının geri bırakılması açısından aynı şartlara tâbi kılınmıştır. Başlangıçta yetişkin sanıklar yönünden yalnızca şikâyete bağlı suçlarla sınırlı olarak, hükmolunan bir yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezaları için kabul edilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması, tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanun'un 562. maddesi ile 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinin 5 ve 14. fıkralarında yapılan değişiklikle Anayasa'nın 174. maddesinde güvence altına alınan inkılâp kanunlarında yer alan suçlar istisna olmak üzere, hükmolunan iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezalarına ilişkin suçları kapsayacak şekilde düzenlenmiş, tarihinde yürürlüğe giren ve 6008 sayılı Kanun'un 7. maddesiyle maddenin 6. fıkrasının sonuna "Sanığın kabul etmemesi hâlinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmez." cümlesi, tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 72. maddesiyle de maddenin 8. fıkrasına "Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez." cümlesi eklenmiştir. 5560, 5728, 6008 ve 6545 sayılı Kanunlarla 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinde yapılan değişiklikler göz önüne alındığında, hükmün açıklanmasının geri bırakılabilmesi için; 1 Suça ilişkin olarak; a- Yapılan yargılama sonucu hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası olması, b- Suçun Anayasa'nın 174. maddesinde güvence altına alınan inkılâp kanunlarında yer alan suçlardan olmaması, 2 Sanığa ilişkin olarak; a- Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm edilmemiş olması, b- Yargılamaya konu kasıtlı suçun, sanık hakkında daha önce işlediği başka bir suç nedeniyle verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına ilişkin denetim süresi içinde işlenmemiş olması, c- Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi, d- Mahkemece sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önüne alınarak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate ulaşılması, e- Sanığın, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul etmediğine dair bir beyanının olmaması, Şartlarının gerçekleşmesi gerekmektedir. Tüm bu şartların varlığı hâlinde, mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilecek ve onsekiz yaşından büyük olan sanıklar beş yıl, suça sürüklenen çocuklar ise üç yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine tâbi tutulacaktır. Sanık denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davrandığı takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı verilecektir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması ile ilgili bu genel açıklamalardan sonra açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen hükmün açıklanması üzerinde durulması gerekmektedir. 5271 sayılı CMK’nun 231. maddesinin 11. fıkrası; "Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir." hükmünü taşımaktadır. Görüldüğü üzere açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanabilmesi için iki hâlden birinin gerçekleşmiş olması gerekmektedir. Sanığın denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlemesi veya mahkemece kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getirmemesi/getirememesi halinde hüküm açıklanacaktır. Deneme süresi içerisinde işlenen ikinci suçun bu süre içerisinde kesinleşmesi gibi bir zorunluluğa madde metninde yer verilmemiştir. İkinci suçun deneme süresi içerisinde işlenmesi ve kasıtlı bir suç olması hükmün açıklanması için yeterlidir. Ancak mahkeme sanığın denetim süresi içerisinde işlediği kasıtlı suçtan verilen mahkûmiyet kararının kesinleşmesinden sonra hükmü açıklayabilecektir. İkinci suçun doğrudan ya da olası kastla işlenmesinin bir önemi yoktur. İkinci suçun taksirle işlenmesi durumunda, bilinçli taksir de olsa hüküm açıklanamayacaktır. b Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçunun düzenlendiği TCK'nın 191. maddesinin geçirdiği aşamalar ile anılan Kanun’un 5560 sayılı Kanun’un 7. maddesi ile değişik 191. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca verilen tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin kararın hukuki niteliği; tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nın “Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak” başlıklı 191. maddesinin ilk hâli; “1 Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi, bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Kendisi tarafından kullanılmak üzere uyuşturucu veya uyarıcı madde etkisi doğuran bitkileri yetiştiren kişi, bu fıkra hükmüne göre cezalandırılır. 2 Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi hakkında, tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine hükmolunur. 3 Hakkında tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine hükmedilen kişi, belirlenen kurumda uygulanan tedavinin ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranmakla yükümlüdür. Hakkında denetimli serbestlik tedbirine hükmedilen kişiye rehberlik edecek bir uzman görevlendirilir. Bu uzman, güvenlik tedbirinin uygulama süresince, kişiyi uyuşturucu veya uyarıcı maddenin kullanılmasının etki ve sonuçları hakkında bilgilendirir, kişiye sorumluluk bilincinin gelişmesine yönelik olarak öğütte bulunur ve yol gösterir; kişinin gelişimi ve davranışları hakkında üçer aylık sürelerle rapor düzenleyerek hâkime verir. 4 Tedavi süresince devam eden denetimli serbestlik tedbirine, tedavinin sona erdiği tarihten itibaren bir yıl süreyle devam olunur. Denetimli serbestlik tedbirinin uygulanma süresinin uzatılmasına karar verilebilir. Ancak, bu durumda süre üç yıldan fazla olamaz. 5 Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmaktan dolayı hükmolunan ceza, ancak tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranmaması hâlinde infaz edilir. Kişi etkin pişmanlıktan yararlanmışsa, davaya devam olunarak hakkında cezaya hükmolunur.” şeklinde düzenlenmişken, tarihinde yürürlüğe giren 5377 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile TCK'nın 191. maddesinin birinci fıkrasının “Kendisi tarafından kullanılmak üzere uyuşturucu veya uyarıcı madde etkisi doğuran bitkileri yetiştiren kişi, bu fıkra hükmüne göre cezalandırılır” şeklindeki ikinci cümlesi madde metninden çıkartılmış ve maddenin ikinci fıkrası; “Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi hakkında, tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine; kullanmamakla birlikte, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi hakkında, denetimli serbestlik tedbirine hükmolunur.” biçiminde değiştirilmiş, tarihinde yürürlüğe girmiş bulunan 5560 sayılı Kanun’un 7. maddesiyle anılan madde değiştirilerek, “1 Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi, bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. 2 Bu suçtan dolayı açılan davada mahkeme, birinci fıkraya göre hüküm vermeden önce uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi hakkında, tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine; kullanmamakla birlikte, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi hakkında, denetimli serbestlik tedbirine karar verebilir. 3 Hakkında tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine karar verilen kişi, belirlenen kurumda uygulanan tedavinin ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranmakla yükümlüdür. Hakkında denetimli serbestlik tedbirine hükmedilen kişiye rehberlik edecek bir uzman görevlendirilir. Bu uzman, güvenlik tedbirinin uygulama süresince, kişiyi uyuşturucu veya uyarıcı maddenin kullanılmasının etki ve sonuçları hakkında bilgilendirir, kişiye sorumluluk bilincinin gelişmesine yönelik olarak öğütte bulunur ve yol gösterir; kişinin gelişimi ve davranışları hakkında üçer aylık sürelerle rapor düzenleyerek hâkime verir. 4 Tedavi süresince devam eden denetimli serbestlik tedbirine, tedavinin sona erdiği tarihten itibaren bir yıl süreyle devam olunur. Denetimli serbestlik tedbirinin uygulanma süresinin uzatılmasına karar verilebilir. Ancak, bu durumda süre üç yıldan fazla olamaz. 5 Tedavinin ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranan kişi hakkında açılmış olan davanın düşmesine karar verilir. Aksi takdirde, davaya devam olunarak hüküm verilir. 6 Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmaktan dolayı cezaya hükmedildikten sonra da iki ilâ dördüncü fıkralar hükümlerine göre tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine tâbi tutulabilir. Bu durumda, hükmolunan cezanın infazı ertelenir. Ancak, bunun için kişi hakkında bu suç nedeniyle önceden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine karar verilmemiş olması gerekir. 7 Kişinin mahkûm olduğu ceza, tedavinin ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranması halinde, infaz edilmiş sayılır; aksi takdirde, derhal infaz edilir.” şekline dönüşmüş, tarihinde yürürlüğe giren 6217 sayılı Kanun’un 20. maddesi ile TCK'nın 191. maddesinin ikinci fıkrasına “Bu karar, durma kararının hukuki sonuçlarını doğurur.” cümlesi eklenmiş, tarihinde yürürlüğe girmiş bulunan 6545 sayılı Kanun’un 68. maddesiyle anılan madde başlığı “Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak" şeklinde değiştirilip söz konusu madde; "1 Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. 2 Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesindeki şartlar aranmaksızın, beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir. Cumhuriyet savcısı, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır. 3 Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır. Bu süre Cumhuriyet savcısının kararı ile üçer aylık sürelerle en fazla bir yıl daha uzatılabilir. Hakkında denetimli serbestlik tedbiri verilen kişi, gerek görülmesi hâlinde denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulabilir. 4 Kişinin, erteleme süresi zarfında; a Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi, b Tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması, c Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, hâlinde, hakkında kamu davası açılır. 5 Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz. 6 Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez. 7 Şüpheli erteleme süresi zarfında dördüncü fıkrada belirtilen yükümlülüklere aykırı davranmadığı ve yasakları ihlal etmediği takdirde, hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir. 8 Bu Kanunun; a 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, b 190 ıncı maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun münhasıran bu madde kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde, sanık hakkında bu madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir. 9 Bu maddede aksine düzenleme bulunmayan hâllerde, Ceza Muhakemesi Kanununun kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin 171 inci maddesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 231 inci maddesi hükümleri uygulanır." şeklinde yeniden düzenlenmiştir. tarihinde yürürlüğe girmiş bulunan 6545 sayılı Kanun’un 85. maddesiyle 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 7. maddenin birinci fıkrası; “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında hâlen denetimli serbestlik veya tedavi kararı uygulananlar bakımından Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesi hükümleri çerçevesinde bu tedbirin uygulanmasına devam olunur." şeklinde düzenlenmiş, tarihinde yürürlüğe giren 6638 sayılı Kanun’un 12. maddesi ile anılan maddeye “Birinci fıkradaki fiillerin; okul, yurt, hastane, kışla veya ibadethane gibi tedavi, eğitim, askerî ve sosyal amaçla toplu bulunulan bina ve tesisler ile bunların varsa çevre duvarı, tel örgü veya benzeri engel veya işaretlerle belirlenen sınırlarına iki yüz metreden yakın mesafe içindeki umumi veya umuma açık yerlerde işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında artırılır.” fıkrası eklenmiştir. TCK'nın 5560 sayılı Kanun’un 7. maddesiyle değişik 191. maddesinin gerekçesinde; “...Bunun ifade ettiği anlam şudur Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak suçundan dolayı hakkında kamu davası açılmış olan sanıkla ilgili olarak cezaya hükmetmeden tedavi ile birlikte denetimli serbestlik tedbirine ya da sadece denetimli serbestlik tedbirine karar verilmesi halinde, açılmış olan kamu davası derdest olmaya devam etmektedir...” denilmek suretiyle, sanıkla ilgili olarak cezaya hükmedilmeden önce tedavi ile birlikte denetimli serbestlik tedbirine ya da sadece denetimli serbestlik tedbirine karar verilmesi halinde, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da, şartın gerçekleşmesini beklemek üzere verilen ve 5271 sayılı CMK’nın 223. maddesinin sekizinci fıkrasında itiraza tabi olduğu belirtilen durma kararında olduğu gibi, davanın esasının çözülmediği ve açılmış olan kamu davasının derdest olmaya devam ettiği belirtilmiştir. Nitekim, TCK’nın 191. maddesinin ikinci fıkrasına, tarihinde yürürlüğe giren 6217 sayılı Kanun’un 20. maddesi ile; “Bu karar, durma kararının hukuki sonuçlarını doğurur.” cümlesi eklenmek suretiyle anılan Kanun’un 191. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca verilen kararların hukuki niteliğine ilişkin uygulamada yaşanan tereddütler giderilmiş, bu husus 6217 sayılı Kanun’un 20. maddesinin gerekçesinde de “Maddeyle Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesinin ikinci fıkrasında değişiklik yapılarak uygulamada ortaya çıkan sorunların çözümlenmesi amaçlanmaktadır.” şeklinde açıklanmış olup bu anlamda TCK'nın 5560 sayılı Kanun'un 7. maddesi değişik 191. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin kararlar kesinleşmiş mahkûmiyet hükmü niteliğinde bulunmadığından failin kasten yeni bir suç işlediğinden bahsedilemeyecek ve 5320 sayılı Kanun’a 6545 sayılı Kanun’un 85. maddesiyle eklenen geçici 7. maddenin birinci fıkrası uyarınca uygulanmasına devam olunan tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranılması halinde ise tedbirin sonunda TCK’nın 5560 sayılı Kanun’un 7. maddesi ile değişik 191. maddesinin beşinci fıkrası ve CMK’nın 223. maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca düşme kararı verilecektir. Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde; Yerel Mahkemece denetim süresi içerisinde işlediği iddia edilen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan verilen tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin karara dayanılarak CMK’nın 231. maddesinin on birinci fıkrası gereğince hüküm açıklanıp, sanığın mahkûmiyetine karar verildiği olayda; TCK'nın 5560 sayılı Kanun’un 7. maddesiyle değişik 191. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca verilen tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin kararın soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da, şartın gerçekleşmesini beklemek üzere verilen ve 5271 sayılı CMK’nın 223. maddesinin sekizinci fıkrasında itiraza tabi olduğu belirtilen durma kararında olduğu gibi, davanın esasını çözmeyen bir karar olduğu, kesinleşmiş mahkûmiyet hükmü niteliğinde olmadığı, açılmış bulunan kamu davasının derdest olmaya devam ettiği, tedbirin gereklerini yerine getirmesi hâlinde sanık hakkında TCK’nın 5560 sayılı Kanun’un 7. maddesi ile değişik 191. maddesinin beşinci fıkrası ve CMK’nın 223. maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca düşme kararı verilmesi gerektiği, kaldı ki yapılan UYAP sorgulamasında Salihli Cumhuriyet Başsavcılığının tarihli ve 880 sayılı yazısından, 6545 sayılı Kanun’un yürürlük tarihinden önce sanık hakkındaki denetimli serbestlik tedbirinin infaz edilerek mahkemesine iade edildiğinin anlaşılması karşısında sanığın denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlediğinden bahsedilemeyeceği ve söz konusu karara dayanılarak hükmün açıklanmasına karar verilemeyeceği kabul edilmelidir. Bu itibarla haklı nedene dayanmayan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının reddine karar verilmelidir. SONUÇ Açıklanan nedenlerle, 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE, 2- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİ EDİLMESİNE, tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi. Son Güncelleme 1229 haber 249058 false Üye Girişi

hagb sonrası suç işleme erteleme