🥊 Hûd Suresi 61 Ayet Fazileti
NisâSuresi 61. Ayet - Kur'an Okuyan. .وَاِذَا ق۪يلَ لَهُمْ تَعَالَوْا اِلٰى مَآ اَنْزَلَ اللّٰهُ وَاِلَى الرَّسُولِ رَاَيْتَ الْمُنَافِق۪ينَ يَصُدُّونَ عَنْكَ صُدُودًاۚ ﴿٦١﴾.
60 Hem bu dünyada, hem de kıyamet gününde bir lânetle izlendiler. Bilin ki, Âd kavmi, gerçekten Rablerini inkâr ettiler. Yine bilin ki, Hud'un kavmi olan Âd, defolup gittiler. 61- Semud kavmine de kardeşleri Salih'i gönderdik. Dedi ki, "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin O'ndan başka bir tanrınız daha yoktur.
Ali İmran Suresi'ni okumanın faziletine dair hadis-i şerifler 61 Allah Teala'nın bazı peygamber ve ademoğullarından niyaz ve duada bulunanların dualarını kabul ettiğine dair ayeti kerimeler 324 Amener Rasulü’nün fazileti hakkında hadis-i şerifler 58 Amme (Nebe') Suresi'nin fazileti 539 Amme Suresi’nin Türkçe okunuşu 538
Araf suresi, ayet: 187) Yine Yasin suresinde ki bir ayette şöyle buyurulmuştur: "Onların beklediği yalnız bir avaz'dır. Onlar durur- çekişip ken bu avaz kendilerini yakalayıverir." (Yasin suresi, ayet: 49) Yani kıyamet şu yolda ansızın erişir ki, iki kişi oturup iki lfikırdı. 44 Tarih-i Taberi
- Hud Suresi Fazileti ve Önemi Sûrede beş defa Hûd ismi geçtiği, özellikle 50-60. âyetlerde Arabistan halkından Âd kavmine gönderilmiş bir peygamber olan Hûd aleyhisselâmın hayatından ve putperest kavmine karşı verdiği mücadeleden bahsedildiği için bu isim verilmiştir. Hûd sûresinde , Hz.
7820 v. t. e. Hud Suresi ( Arapça: سورة هود), içinde Hz. Hud Peygamberden (a.s) ve kavminden bahsedildiği için sure bu adı almıştır. Aynı zamanda Semûd kavminin peygamberi Hz. Salih (a.s) ile Medyen halkının peygamberi Hz. Şuayb 'den (a.s) de söz etmektedir.
El-Mücîb المجيب. Fazilet ve faydaları : * Arzu ve isteklerinizin kabul olunması için El- Mucib. * 5 vakit namazın ardından 55 kere ” Ya Mücîb celle celâlühû ” zikrine devam eden herkes tarafından sevilir. * Her gün 60 kere ” Ya Mücîb celle celâlühû ” ism-i şerifini okumaya devam ederse tüm duaları kabul olunur.
Kuranı Kerim’de bulunan sürelerden bir taneside Hud süresi ve ayetleridir. Hud süresinin fazileti ve sırları olduğu gibi suresinin önemi’de vardır. Bu Sureyi veye ayetleri okuyan kişilere manevi armağanlar verilir. Çünkü Kur’anı Kerim okumak ŞİFÂ’dır; tüm hastalıklara, ruhî sıkıntılara bir ilaçtır. Kur’an’ın her ayeti birer şifadır. Her ayet her
HÛDSURESİ 61. ayet meali karşılaştırmalı oku, HÛD SURESİ 61. ayet ne anlama geliyor 40dan fazla hocanın meallerini oku. Kuran Mealleri
bHn0aFX. Meallerdeki sıralama bir tercih sıralaması değil alfabetik sıralamadır. Ziyaretçilerimiz takip etmek istedikleri mealleri sol sütundan seçerek ilerleyebilirler. Tercihlerinin hatırlanması için "Tercihimi Hatırla" tıklanmalıdır. Ve-ilâ śemûde eḣâhum sâlihâanc kâle yâkavmi-’budûAllâhe mâ lekum min ilâhin ġayruhus huve enşeekum mine-l-ardi vesta’merakum fîhâ festaġfirûhu śümme tûbû ileyhic inne rabbî karîbun mucîbunSemud kavmine de kardeşleri Salih'i göndermiştik. Ey kavmim demişti, Allah'a kulluk edin, ondan başka bir mabudunuz yok. Sizi yeryüzünden yaratıp meydana getirdi ve orayı imara memur etti sizi; artık ondan yarlıganma dileyin, sonra da tövbe edin ona. Şüphe yok ki Rabbim, yakındır, duaları kabul eder. Semud halkına da kardeşleri Salih’i gönderdik. Dedi ki “Ey kavmim, Allah’a ibadet edin, sizin O’ndan başka ilahınız yoktur. O sizi yerden topraktan yarattı ve orada ömür geçirenler ve dünyayı imar edenler kıldı. Öyleyse O’ndan bağışlanma dileyin, sonra O’na tevbe edin. Şüphesiz benim Rabbim, kullarına ve tüm yarattıklarına en Yakın olandır, duaları Kabul edendir.”Semûd toplumuna da, kardeşleri Salih'i peygamber olarak gönderdik de onlara “Ey kavmim! Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan başka gerçek ilahınız yoktur. Sizi topraktan yaratıp geliştiren ve yeryüzünde sizin yaşamanızı veya orayı bayındır hale getirmenizi sağlayan O'dur. O halde O'ndan bağışlanmanızı dileyin de, O'na yönelip tevbe edin. Şüphesiz ki, benim Rabbim kendisine yönelen herkese, her zaman yakınlık gösterir ve dualarına cevap verir.”Semûd kavmine de soydaşları-kardeşleri Sâlih'i özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere gönderdik. Sâlih “Ey kavmim, Allah'ı ilâh tanıyın, candan müslümanlar olarak Allah'a bağlanın, saygıyla Allah'a kulluk ve ibadet edin. Sizin ondan başka tanrınız yoktur. Sizi yerdeki topraktan meydana getirdi. Sizin yeryüzünde yerleşmenizi, yaşamanızı sağladı. O halde işlediğiniz günahlardan ve Allah'a ortak koşmanızdan dolayı O'ndan bağışlanma, koruma kalkanına alınma dileyin. Sonra isyandan, günah işlemekten vazgeçerek tevbe edip O'na itaate yönelin. Rabbim kullarına yakındır, dualarını kabul eder.” Kur’an-ı Kerim, 2/186; 7/73-76; 26/ halkına da kardeşleri Salih'i gönderdik. Şöyle dedi "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin O'ndan başka ilahınız yoktur. O sizi yerden yarattı ve size orada ömür sürdürdü. [6] Şu halde O'ndan bağışlanma dileyin sonra O'na tevbe edin. Muhakkak ki Rabbim yakındır, duaları kabul "sizi orayı imar etmekle görevlendirdi." Bu ihtilaf ayetin metninde geçen "ista`merekum" kelimesinden kaynaklanmaktadır. Müfessirlere göre bu ... Devamı..Semud halkına da kardeşleri Salih'i elçi gönderdik. Dedi ki 'Ey kavmim, Allah'a ibadet edin, sizin O'ndan başka ilahınız yoktur. O sizi yerden topraktan yarattı ve onda ömür sürenler kıldı. Öyleyse O'ndan bağışlanma dileyin, sonra O'na tevbe edin. Şüphesiz benim Rabbim, yakın olandır, duaları kabul edendir.'Semûd kavmine de soyca kardeşleri sâlih'i gönderdik. onlara de ki “- Ey kavmim! Allah'a ibadet edin. Sizin ondan başka hiç bir ilâhınız yoktur. Sizi topraktan o yarattı ve sizi orada imar yapmaya ömür sürmeye memur etti. O halde, ondan mağfiret isteyin. Sonra tevbe edip ona yönelin. Muhakkak ki Rabbim, müminlere rahmetiyle yakındır, duaları kabul edicidir.”Semud kavmine de kardeşleri olan Salih’i peygamber olarak gönderdik. Salih onlara dedi ki “Ey kavmim! Yalnızca Allah’a ibadet edin, O’ndan başka mabud ve yaratanınız yoktur. O sizi yerden inşa etti, sizi yeryüzünde yaşattı. O’ndan bağışlanma dileyin, sonra O’na yönelin. Şüphesiz benim Rabbim, her şeye çok yakın ve her duaya cevap verendir.”Semûd toplumuna da kardeşleri Sâlih'i gönderdik. Dedi ki “Ey kavmim! Allah'a kulluk ediniz. Sizin O'ndan başka tanrınız yoktur. Sizi topraktan yaratan ve sizi orada yaşatan O'dur. O halde ondan af dileyiniz; sonra da O'na tövbe ediniz. Çünkü Rabbim, kullarına yakındır; duaları kabul edendir.”[211][211] Hz. Sâlih’in kıssası hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, IX, Salih'i de Semud'a göndermiştik, o dedi ki Ey ulusum! Allaha tapasınız, O'ndan özge, sizin için Tanrı yok, yerde sizi o türetti, orda size bayındırlık yarattı, Allahtan bağışlanmak isteyin, sonra tövbe ediniz, benim Tanrım yakındır, çağırana cevap verir O»Semûd kavmine de kardeşleri Salih'i nebi olarak gönderdik. Salih onlara “Ey kavmim! Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan başka ilahınız yoktur. O'dur sizi yerden topraktan yaratan ve oranın imarında görevli kılan. Af dileyin O'ndan, sonra da O'na tevbe edin. Şüphesiz ki Rabbim kullarına çok yakındır, dualarını kabul edendir.”“Semûd kavmi”, Âd kavminden Hz. Hûd’un peygamberliğini kabul eden ve bu şekilde Allah'ın gazabından kurtularak hayatta kalmayı başaran kavimlerden bir... Devamı..Semûd kavmine birâderleri Sâlih’i gönderdik. Ânlara didi ki "Ey kavmim Allâh’a ’ibâdet idiniz ândan başka Allâh yokdur o sizi toprakdan halk itdi. Ve arz üzerinde iskânınıza müsâ’ade iyledi. ’afvını taleb idiniz. Âna rücû’ idiniz, rabbim size yakındır, sizi dinler."Semud milletine kardeşleri Salih'i gönderdik. "Ey milletim! Allah'a kulluk edin; O'ndan başka tanrınız yoktur; sizi yeryüzünde yaratıp orayı imar etmenizi dileyen O'dur. Öyleyse O'ndan mağfiret dileyin, sonra da O'na tevbe edin. Doğrusu Rabbim size yakın ve duaları kabul edendir" kavmine de kardeşleri Salih’i peygamber gönderdik. Dedi ki “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Sizin O’ndan başka hiçbir ilâhınız yok. O, sizi yeryüzünden topraktan yarattı ve sizi oranın imarında görevli ve buna donanımlı kıldı.[276] Öyle ise O’ndan bağışlanma dileyin; sonra da O’na tövbe edin. Şüphesiz Rabbim yakındır ve dualara cevap âyet-i kerimede insanoğluna çok hayatî bir mesaj verilmektedir. Çünkü yeryüzü, Allah’ın insana bir emanetidir. Bu emanetin, Allah’ın yeryüzünde yar... Devamı..Semûd kavmine de kardeşleri Sâlih'i gönderdik. Dedi ki Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin O'ndan başka tanrınız yoktur. O sizi yerden topraktan yarattı. Ve sizi orada yaşattı. O halde O'ndan mağfiret isteyin; sonra da O'na tevbe edin. Çünkü Rabbim kullarına çok yakındır, dualarını kabul da kardeşleri Salih'i... Dedi ki "Ey halkım, ALLAH'a kulluk edin, O'ndan başka tanrı yoktur. Sizi yerden çıkarıp yaratan, sizi oraya yerleştiren O'dur. Öyleyse O'ndan bağışlanma dileyin ve sonra O'na yönelin. Kuşkusuz Rabbim Yakındır, Yanıtlayandır."Semud kavmine de kardeşleri Salih'i gönderdik. Dedi ki, "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin O'ndan başka bir tanrınız daha yoktur. Sizi topraktan O meydana getirdi. Sizi orada ömür sürmeye O memur etti. Bu sebepten O'nun mağfiretini isteyin, sonra O'na tevbe edin. Şüphesiz Rabbim yakındır, dualarınızı kabul eder."Semûda da kardeşleri Sâlihi gönderdik, dedi ey kavmim! Allaha kulluk edin sizin ondan başka bir ilâhınız daha yok, sizi Arzdan o neş'et ettirdi ve onda ı'mar ve omrana sizi o ıkdar ve me'mur etti, onun için onun mağrifetini isteyin, sonra ona tevbe ile müracaat edin her halde rabbınız, yakındır, mücibdir Semûd halkına da kardeşleri Salih'i gönderdik. Ey halkım “Allah'a kulluk edin. Sizin O'ndan başka ilahınız yoktur.” dedi. Sizi yer yüzünde meydana getiren ve sizi orayı imar etmekle görevli kılan O'dur. Öyleyse O'ndan bağışlanma dileyin. Sonra O'na tevbe ile yönelin. Rabb'im, Çok Yakın'dır, İsteklere Cevap Veren' biraderleri Saalih'i gönderdik. Dedi ki Ey kavmim, Allaha kulluk edin. Sizin Ondan başka hiç bir Tanrınız yokdur. O, sizi toprakdan meydana getirdi, sizi orada ömür geçirmiye yahud i'maara me'mur etdi. O halde Ondan mağfiret isteyin, sonra Ona tevbe edin hep Ona dönün. Şübhesiz ki Rabbim in rahmeti çok yakındır; O, duaları da kabul edendir».Semûd kavmine de kardeşleri Sâlih'i gönderdik. Dedi ki “Ey kavmim! Allah'a ibâdet edin; sizin için O'ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O, sizi yerden topraktan yarattı ve sizin orayı i'mâr etmenizi ve orada ömür sürmenizi istedi; öyle ise O'ndan mağfiret dileyin, sonra O'na tevbe edin! Şübhesiz ki Rabbim, Karîb kullarına pek yakındır, Mücîbduâlarına mutlaka cevab verendir.”Semud toplumuna da kardeşleri Salih’i elçi olarak gönderdik “Ey kavmim! Yalnızca Allah’a kulluk edin. Sizin için O’ndan başka hiçbir ilah yok. Sizi yeryüzündeki topraktan yaratan ve yeryüzünde sizin her birinize ömür verip yaşamanızı sağlayan O dur. Yaptığınız hatalardan dolayı O’ndan bağışlanma dileyin ve O’na tövbe edin. Çünkü benim Rabbim kuluna en yakın olan ve kulunun çağrılarına icabet da soydaşları Salih’i gönderdik. Dedi "Ey ulusum! Allah’a tapın. Sizin için Ondan başka tanrı yoktur. Sizi topraktan var eden Odur, sizi o toprak üzerinde barındıran da O. Öyleyse Ondan yarlıgama dileyin. Sonra da Ona dönün. Çünkü benim çalabım her varlığa yakındır, yalvarıları da onayıcıdır."Semud kavmine de kardeşleri Salih/i gönderdik. Salih dedi ki — Ey kavmim! Tanrı/ya tapın, O/ndan başka sizin için tapacak yoktur. O, sizi yerden peyda etmiş, sizi orada muammer kılmıştır [⁵]. Artık ondan yarlıganmak dileyin. Sonra ona tövbe edin. Çünkü Rabbim yakındır, duayı kabul eder».[5] Veya diyarınızı mâmur kavmine kardeşleri Salih’i gönderdik. Dedi ki “Ey kavmim! Allah’a kulluk ediniz. Sizin O’ndan başka tanrınız yoktur. Sizi topraktan inşa eden ve orayı imar etmenizi dileyen O’dur. O’ndan bağışlanma dileyiniz, sonra da tevbe ediniz! Muhakkak ki Rabbim Karîb’dir¹⁷, Mucîb’dir.”¹⁸17 Karîb Çok yakın olan, insana şah damarından da yakın olan anlamındadır. Allah’ın Kur’an’daki isimlerindendir. Burada harf-i tarifsiz gelmiş. 18... Devamı..Semud kavmine kardeşleri Salih'i gönderdik. Dedi ki “Ey kavmim! Allah'a ibadet edin. O'ndan başka ilâhınız yoktur. Sizi yerden yaratıp orayı imar etmenizi dileyen de O'dur. Öyleyse O'ndan mağfiret dileyin ve O'na yönelin. Doğrusu Rabbim kullarına yakın ve duaları kabul edendir” halkına da, kardeşleri gibi yakından tanıdıkları arkadaşları Sâlih’i elçi olarak gönderdik. Sâlih, “Ey halkım!” dedi, “Allah’a gönülden boyun eğin ve yalnızca O’na kulluk edin! Zira sizin, O’ndan başka otoritesine kayıtsız şartsız boyun eğeceğiniz bir efendiniz, bir ilâhınız yoktur!” “Sizi topraktan ve ondansüzdüğü bir damla sudan yaratan ve bir ömür boyu yeryüzünde yaşamanızı sağlayan O’dur. O hâlde, gelin günahlarınızdan dolayıO’ndan bağışlanma dileyin, sonra da tüm ruhunuz ve tüm benliğinizle O’na yönelin! Unutmayın ki, Rabb’im size şah damarınızdan daha yakındır, her duâya, her yakarışa mutlaka karşılık verir. Semûd’e de kardeşleri Salih’i rasûl gönderdik. Dedi ki -“Ey kavmim! Allah’a kulluk edin! Sizin için O’nun dışında hiçbir ilah yoktur. Sizi Yer’den çıkarıp yetiştirdi; orayı imar etmenizi istedi. O’ndan bağışlanma dileyin! Yine O’na yönelin! Benim rabbim, mucîb karîbdir”.Semûd'a gönderdiğimiz öz kardeşleri Salih " Aziz milletim! Allah'a kulluk edin. Sizin ondan başka tanrınız yok. Sizi dünya çamurundan yaratıp, dünyayı imar etmenizi istedi. Tövbe edip ondan özür dileyin. Benim tanrım çok yakındadır. Hemen cevap toplumuna da kardeşleri Salih’i gönderdik. Salih onlara dedi ki "Ey kavmim! Allah’tan başka hükümranınız, Allah’tan başka yöneticiniz yoktur! Sizi topraktan yaratan, yeryüzünde yaşatan o’dur. O’ndan bağışlanma dileyin! Sonra hatalarınız için O’na tövbe edin! Çünkü Rabbimin rahmeti yakındır. O yapacağınız duaları kabul edendir."Semûd kavmine de kardeşleri Salih’i göndermiştik. “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin! Sizin için O’ndan başka ilah yoktur. O sizi yerden topraktan yaratmış [*] ve sizi orada yaşatmıştı. O’ndan bağışlanma dileyin; sonra da O’na tevbe edin! Şüphesiz ki Rabbim kullarına yakındır; [*] dualarına karşılık verendir.” mesajlar Necm 5332; Nûh 7117.,Yüce Allah’ın kullarına yakınlığıyla ilgili benzer mesajlar Bakara 2186; Enfâl 824; Kâf 5016; Vâkıa 5685... Devamı..Semûd toplumuna da kardeşleri¹ Salih’i gönderdik. O da toplumuna “Ey kavmim! Sadece Allah’a kul olun, sizin için Ondan başka ibâdet edilecek hiç bir ilâh yoktur. Sizi yerin toprağından yaratan ve sizi orada yaşatan Odur. Öyleyse Ondan af dileyin, sonra Ona tevbe edin. Şüphesiz benim Rabbim kullarına çok yakındır, duaları kabul edendir.” “Kardeşleri” ifadesinden Hz. Salih’in de kendi soylarından, yani Semud Kavmi’nden olduğu [toplumuna da] soydaşları Salih’i gönderdik. ⁸⁷Salih onlara “Ey kavmim! [Yalnızca] Allah’a kulluk edin!” dedi, “Çünkü sizin O’ndan başka tanrınız yok. Sizi topraktan yaratıp geliştiren, ⁸⁸ orayı bayındır kılmanızı sağlayan O’dur. ⁸⁹ Bunun içindir ki, artık günahlarınızdan ötürü Rabbinizden bağışlanma dileyin ve sonra da tevbe ve pişmanlık içinde O’na yönelin, çünkü, benim Rabbim, [Kendisine yönelen herkese] her zaman yakınlık gösterir, [dualara] cevap verir!” ⁹⁰87 İslam öncesi Arap şiirinde “İkinci Âd” olarak geçen Semûd kavmi hakkında kısa bir açıklama 7. sure 56. notta bulunmaktadır. Hz. Salih’in, Hz. Hûd’... Devamı..Semûd toplumuna da soydaşları Salih’i gönderdik O da – Ey halkım, yalnızca Allah’a kulluk ediniz. Zira sizin, O’ndan başka kulluk edeceğiniz bir ilahınız yoktur. Sizi topraktan meydana getiren ve sizin güzel bir ömür sürmenizi ve orayı imar etme imkânı bahşeden O’dur. O halde O’ndan af dileyin. Sonra da tövbe ile bilincinizi yenileyerek O’na yönelin. Kuşkusuz benim Rabbim kendine yönelene çok yakındır ve duaları kabul edendir, dedi. 2/186, 7/73SEMUD’A ise soydaşları[¹⁷⁵⁵] Sâlih’i gönderdik. “Ey kavmim!” dedi, “Yalnızca Allah’a kulluk edin; zira sizin ondan başka kulluk edeceğiniz bir ilâh yoktur. Sizi topraktan inşa eden ve size orayı imar etme yeteneği bahşeden O’dur.[¹⁷⁵⁶] O hâlde O’ndan günahlarınız için af dileyin ve artık bilincinizi yenileyerek O’na yönelin; çünkü benim Rabbim kendisine dönene çok yakındır, duaları kabul eden tek mercidir.[1755] Lafzen “kardeşleri”. Yani “Semud kavminin soydaşı olan”. Buradaki “onlar” zamiri, eğer adı daha önce geçen Nûh ve Hûd gibi peygamberlere bir ... Devamı..Semûd'a da kardeşleri olan Sâlih peygamber gönderilmiştir. Dedi ki Ey kavmim! Allah Teâlâ'ya ibadet ediniz. Sizin için O'ndan başka bir ilâh yoktur. Sizi yerden o icad etti ve sizi orada o yaşattı. Artık O'ndan mağfiret dileyiniz, sonra O'na tevbe ediniz. Şüphe yok ki, benim Rabbim yakındır, icabet edicidir.»Semûd kavmine de kardeşleri Salih'i elçi olarak gönderdik. “Ey benim halkım! ” dedi, “Yalnız Allah'a ibadet edin, çünkü sizin O'ndan başka ilahınız yoktur. Sizi topraktan yetiştirip yaratan, sizi orada yaşatan O'dur. O halde O'ndan mağfiret dileyin, yine O'na dönün, tövbe edin. Çünkü Rabbim kullarına çok yakın ve onların tövbe ve dualarını kabul edendir. ” [2, 186; 7, 73-76; 26, 155-159]Şirke yer veren inanç sistemlerinde, Allah’a ancak bazı aracılar vasıtasıyla ulaşmanın şart olduğu vurgulanır. Hz. Salih insanların Rab’lerine... Devamı..Semudkavmine de kardeşleri Salih'i gönderdik. Dedi ki "Ey kavmim, Allah'a kulluk edin, O'ndan başka tanrınız yoktur! Sizi yerden inşa eden ve orada yaşatan O'dur; O'ndan mağfiret dileyin, sonra O'na tevbe edin! Çünkü Rabbim yakındır, du'aları kabul edendir."Ve Semûd kavmine de kardaşları Sâlih'i gönderdik. O "Ey Kavmim! Sizin içün O'ndan gayrı ilâh olamayan Allâh'a 'ibâdet idiniz. Sizi toprakdan yaradan ve arzda iskân idüb geçindiren O'dur. O'na istiğfâr ve sonra tevbe iyleyin. Tahkîk rabbim yakîndir. Du'â idenlere, icâbet ider" didi. Semûd’a da soydaşları Salih’i elçi gönderdik. “Ey halkım!” dedi; “Allah’a kul olun; sizin başka ilahınız yoktur. Sizi bu toprakta yapılandıran ve burada barındıran O’dur. Öyleyse O’ndan bağışlanma dileyin sonra da O’na yönelin. Çünkü benim Rabbim herkese yakındır; isteklere cevap verir.”Semûd'a kardeşleri Salih'i halkım, Allah'a kulluk ediniz. Sizin, O'ndan başka bir ilahınız yoktur. Sizi yeryüzünde meydana getiren ve sizin orayı imar etmenizi dileyen O'dur. O halde O'ndan af dileyin. Sonra da O'na yönelin. Kuşkusuz Rabbim, yakındır, kavmine de kardeşleri Salih'i gönderdik. O da “Ey kavmim, Allah'a kulluk edin,” dedi. “Ondan başka tanrınız yoktur. Sizi topraktan yaratan ve onda yaşatan Odur. Ondan af dileyin ve Ona dönün. Şüphesiz ki Rabbim kullarına yakındır; onların dualarına cevap verir.”Semûd'a da kardeşleri Sâlih'i gönderdik. Dedi ki "Ey toplumum! Allah'a kulluk edin. Sizin O'ndan başka ilahınız yok. Sizi topraktan oluşturan ve size orada ömür geçirten O'dur. Artık O'ndan af dileyin, O'na dönün. Rabbim Karîb'dir, bize çok yakındır; Mucîb'dir, bize cevap verir."daħı ŝemūd ķavmına ķarındaşlarını śāliḥ'i viribidük eyitti “iy ķavmum! ŧapuñ Tañrı’ya yoķdur sizüñ hįç Tañrı andan ayruķ ol öñdin yarattı sizi yirden daħı 'imāret eylemek istedi sizden anuñ içinde. pes yarlıġamaķ dileñ andan dönüñ anuñ eger. bayıķ çalabum yaķındur uy virici.”Daḫı viribidük Semūd ḳavmine ḳardaşları Ṣāliḥ peyġamberi. Eyitdiİy ḳavmüm ṭapuñuz ol Allāha kim size andan özge Tañrı yoḳdur. Ol yaratdısizi evvelde yerden, daḫı ömr virdi size anda. Pes istiġfār eyleñüz aña, an‐dan tevbe eyleñüz. Benüm Çalabum raḥmeti yaḳındur, duālar ḳabūl idi‐ qövmünə də qardaşları Salehi peyğəmbər göndərdik. O dedi “Ey camaatım! Allaha ibadət edin. Sizin Ondan başqa heç bir tanrınız yoxdur. O sizi atanız Adəmi yerdən torpaqdan yaradıb orada sakin etdi və ya uzun ömür verdi. Allahdan bağışlanmağınızı diləyin, sonra da Ona tövbə edin. Həqiqətən, Rəbbim Öz elmi, qüdrəti, mərhəməti ilə yaratdıqlarına yaxındır, duaları qəbul edəndir!”And unto the tribe of Thamud We sent their brother Salih.. He said O my people! Serve Allah, Ye have no other God save Him. He brought you forth from the earth and hath made you husband it. So ask forgiveness of Him and turn unto Him repentant. Lo, my Lord is Nigh, the Thamud People We sent Salih, one of their own brethren.1556 He said "O my people! Worship Allah. ye have no other god but Him. It is He Who hath produced you1557 from the earth and settled you therein then ask forgiveness of Him, and turn to Him in repentance for my Lord is always near, ready to answer."1556 The story of Salih and the Thamud people has been told from another point of view in 773-79. The difference in the point of view there and here ... Devamı..
1, 2. Elif Lâm Râ. Bu Kur'an; âyetleri, hüküm ve hikmet sahibi bulunan ve her şeyden hakkıyla haberdar olan Allah tarafından muhkem eksiksiz, sağlam ve açık kılınmış, sonra da Allah'tan başkasına kulluk etmeyesiniz diye ayrı ayrı açıklanmış bir kitaptır. De ki 'Şüphesiz ben size O'nun tarafından gönderilmiş bir uyarıcı ve müjdeleyiciyim.'3. Rabbinizden bağışlanma dileyin, sonra da O'na tövbe edin ki sizi belirlenmiş bir süreye ömrünüzün sonuna kadar güzel bir şekilde yararlandırsın ve her fazilet sahibine faziletinin karşılığını versin. Eğer yüz çevirirseniz, ben sizin adınıza büyük bir günün azabından Dönüşünüz ancak Allah'adır. O, her şeye hakkıyla gücü İyi bilin ki onlar, O'ndan gizlenmek için, kalplerindeki düşmanlığı gizliyorlar. Yine iyi bilin ki, elbiselerine büründükleri zaman bile, Allah onların gizlediklerini de, açığa vurduklarını da bilir. Çünkü O, göğüslerin özünü kalplerde olanı hakkıyla Yeryüzünde hiçbir canlı yoktur ki, rızkı Allah'a âit olmasın. Her birinin dünyada duracakları yeri de, öldükten sonra emaneten konulacakları yeri de o bilir. Bunların hepsi açık bir kitapta Levh-i Mahfuz'da yazılı O, hanginizin amelinin daha güzel olacağı konusunda sizi imtihan için, henüz Arş'ı su üstünde iken gökleri ve yeri altı gün içinde altı evrede yaratandır. Böyle iken 'Ölümden sonra şüphesiz diriltileceksiniz' desen, inkarcılar 'Mutlaka bu apaçık bir büyüdür' Andolsun, biz onlardan azabı belirli bir süreye kadar geciktirsek, o zaman da mutlaka 'Onu ne alıkoyuyor?' derler. İyi bilin ki, azap onlara geleceği gün, kendilerinden bir daha uzaklaştırılmaz ve alay etmekte oldukları şey, kendilerini çepeçevre kuşatmış Eğer insana tarafımızdan bir rahmet nimet tattırır da, sonra bunu ondan çekip alırsak, şüphesiz o ümitsiz ve nankör Ama kendisine dokunan bir sıkıntıdan sonra, ona bir nimet tattırırsak mutlaka, 'Kötülükler benden gitti' diyecektir. Çünkü o şımarık ve böbürlenen Ancak sabredip salih amel işleyenler böyle değildir. İşte onlar için bağışlanma ve büyük bir mükâfat Ey Muhammed! Belki de sen, müşriklerin 'Ona bir hazine indirilseydi veya beraberinde bir melek gelseydi ya!' demelerinden dolayı sana vahyolunanlardan bir kısmını gözardı edeceksin ve o yüzden göğsün daralacak. Fakat sen, ancak bir uyarıcısın. Allah ise her şeye Yoksa 'onu Kur'an'ı uydurdu' mu diyorlar? De ki 'Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi Allah'tan başka gücünüzün yettiklerini de yardıma çağırıp, siz de onun gibi uydurma on sûre getirin.'14. Eğer size bu konuda cevap veremedilerse, bilin ki o Kur'an ancak Allah'ın ilmiyle indirilmiştir ve O'ndan başka hiçbir ilah yoktur. Artık müslüman oluyor musunuz?15. Kim yalnız dünya hayatını ve onun zinetini isterse, biz onlara yaptıklarının karşılığını orada tastamam öderiz. Orada onlar bir eksikliğe İşte onlar, kendileri için âhirette ateşten başka bir şey olmayan kimselerdir. Dünyada yaptıkları şeyler, orada boşa gitmiştir. Zaten bütün yapmakta oldukları da boş Rabbi katından açık bir delile dayanan kimse, yalnız dünyalık isteyen kimse gibi midir? Kaldı ki, bu delili Rabbinden bir şahit Kur'an ve bir de ondan Kur'an'dan önce bir önder ve bir rahmet olarak indirilmiş olan Mûsâ'nın kitabı Tevrat desteklemektedir. İşte bunlar ona Kur'an'a inanırlar. Gruplardan her kim onu inkar ederse, ateş onun varacağı yerdir. Ondan hiç şüphen olmasın. Şüphesiz o, Rabbin tarafından bildirilmiş gerçektir. Fakat insanların çoğu Kim Allah'a karşı yalan uydurandan daha zalimdir? İşte bunlar, Rablerine arz edilecekler ve şâhitler de, 'Rablerine karşı yalan söyleyenler işte bunlardır' diyeceklerdir. Biliniz ki, Allah'ın lâneti zalimler Onlar halkı Allah yolundan alıkoyan ve onu eğri ve çelişkili göstermek isteyen kimselerdir. Hem de onlar ahireti inkâr edenlerin ta Onlar yeryüzünde Allah'ı âciz bırakabilecek değillerdir. Onların Allah'tan başka sığınabilecekleri bir yardımcıları da yoktur. Azap onlar için kat kat artırılacaktır. Çünkü onlar gerçekleri işitmeğe tahammül edemiyorlar, hem de İşte bunlar, kendilerini ziyana uğratan kimselerdir. Uydurmakta oldukları şeyler de kendilerini yüz üstü bırakıp kaybolup Şüphesiz bunlar ahirette en çok ziyana İman edip, salih ameller işleyen ve Rablerine gönülden bağlananlara gelince, işte onlar cennetliklerdir. Onlar orada ebedi Bu iki zümrenin durumu, kör ve sağır ile gören ve işiten kimseler gibidir. Bunların durumları hiç birbirlerine denk olur mu? Hâlâ düşünmez misiniz?25. Andolsun, biz Nûh'u kavmine peygamber olarak gönderdik. Onlara şöyle dedi 'Ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım.'26. 'Allah'tan başkasına ibadet ve kulluk etmeyin. Doğrusu ben sizin adınıza elem dolu bir günün azabından korkuyorum.'27. Kavminin inkâr eden ileri gelenleri, 'Biz, senin ancak bizim gibi bir insan olduğunu görüyoruz. İlk bakışta sana uyanların da ancak en aşağılıklarımızdan ibaret olduğunu görüyoruz. Sizin bize karşı herhangi bir üstünlüğünüzü de görmüyoruz. Aksine sizin yalancı kimseler olduğunuzu sanıyoruz' Nûh dedi ki 'Ey Kavmim! Söyleyin bakalım; şâyet ben Rabbimden gelen apaçık bir delil üzerinde isem ve O kendi katından bana bir rahmet vermiş de, siz ona karşı kör kalmışsanız, onu istemediğiniz halde, biz sizi ona zorlayacak mıyız?'29. 'Ey kavmim! Buna karşı ben sizden herhangi bir mal da istemiyorum. Benim mükâfatım ancak Allah'a âittir. Ben o iman edenleri teklifinize uyarak kovacak da değilim. Çünkü onlar Rablerine kavuşacaklardır. Fakat ben sizin bilgisizce davranan bir toplum olduğunuzu görüyorum.'30. 'Ey kavmim! Eğer ben onları kovarsam, beni Allah'tan kim koruyabilir? Hiç düşünmüyor musunuz?'31. Size ben, 'Allah'ın hazineleri yanımdadır', demiyorum; gaybı da bilmem. 'Ben bir meleğim' de demiyorum. Sizin hor gördüğünüz kimseler için, 'Allah onlara asla hiçbir hayır vermez' de diyemem. Allah onların içlerindekini daha iyi bilir. Böyle bir şey söylersem o zaman ben gerçekten zâlimlerden Dediler ki 'Ey Nûh! Bizimle tartıştın ve tartışmayı uzattın. Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi kendisiyle bizi tehdit ettiğin azabı getir.'33. Nûh dedi ki 'Onu size, dilerse ancak Allah getirir ve siz Allah'ı âciz bırakamazsınız.'34. Ben size öğüt vermek istesem de, eğer Allah sizi azdırmak istemişse, öğüdüm size fayda vermez. O, sizin Rabbinizdir ve O'na Ey Muhammed! Yoksa 'Onu Kur'an'ı kendisi uydurdu' mu diyorlar? De ki 'Eğer onu uydurmuşsam, suçum bana âittir. Ben de sizin işlemekte olduğunuz suçlardan uzağım.'36. Nûh'a vahyolundu ki 'Kavminden daha önce iman etmiş olanlardan başka, artık hiç kimse iman etmeyecek. O halde, onların yapmakta oldukları şeylerden dolayı üzülme.'37. 'Gözetimimiz altında ve vahyimize göre gemiyi yap. Zulmedenler hakkında bana bir şey söyleme. Çünkü onlar suda boğulacaklardır.'38. Nûh gemiyi yapıyordu. Kavminden ileri gelenler her ne zaman yanına uğrasalar, onunla alay ediyorlardı. Dedi ki 'Bizimle alay ediyorsanız, sizin bizimle alay ettiğiniz gibi biz de sizinle alay edeceğiz.'39. Artık, geldiği kimseyi rezil eden azabın kime geleceğini, kimin üzerine sürekli bir azabın ineceğini ileride Nihayet emrimiz gelip, tandır kaynamaya başlayınca sular coşup taşınca Nûh'a dedik ki 'Her cins canlıdan erkekli dişili birer çift, bir de kendileri hakkında daha önce hüküm verilmiş olanlar dışındaki âilen ile iman edenleri ona yükle.' Ama, onunla beraber sadece pek az kimse iman Nûh, 'Binin ona. Onun yüzüp gitmesi de durması da Allah'ın adıyladır. Şüphesiz Rabbim çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.' Gemi, dağlar gibi dalgalar arasında onları götürüyordu. Nûh, ayrı bir yere çekilmiş olan oğluna, 'Yavrucuğum, bizimle beraber sen de bin, inkârcılarla birlikte olma' diye O, 'Ben, kendimi sudan koruyacak bir dağa sığınacağım' dedi. Nûh, 'Bugün Allah'ın rahmet ettikleri hariç, onun azabından korunacak hiç kimse yoktur' dedi. Derken aralarına dalga giriverdi de oğlu boğulanlardan 'Ey yeryüzü! Yut suyunu. Ey gök! Tut suyunu' denildi. Su çekildi, iş bitirildi. Gemi de Cûdî'ye oturdu ve 'Zalimler topluluğu Allah'ın rahmetinden uzak olsun!' Nûh Rabbine seslenip şöyle dedi 'Rabbim! Şüphesiz oğlum da âilemdendir. Senin va'din elbette gerçektir. Sen de hükmedenlerin en iyi hükmedenisin.'46. Allah, 'Ey Nûh! O asla senin âilenden değildir. Onun yaptığı, iyi olmayan bir iştir. O halde hakkında hiçbir bilgin olmayan şeyi benden isteme. Ben sana cahillerden olmamanı öğütlerim' Nûh, 'Rabbim! Şüphesiz ben senden hakkında bilgim olmayan şeyi istemekten sana sığınırım. Eğer beni bağışlamaz ve bana acımazsan, şüphesiz ziyana uğrayanlardan olurum' Ona denildi ki 'Ey Nûh! Sana ve seninle birlikte bulunanlardan birçok ümmete bizden esenlik ve bereketlerle gemiden in. Daha bir takım ümmetler de olacak ki, biz onları dünyada yararlandıracağız. Sonra da bizden kendilerine elem dolu bir azap dokunacak.'49. İşte bunlar, sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Bundan önce onları ne sen biliyordun ne de kavmin. O halde sabret. Çünkü iyi sonuç Allah'a karşı gelmekten sakınanların Âd kavmine de kardeşleri Hûd'u gönderdik. Hûd şöyle dedi 'Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Ondan başka sizin hiçbir ilahınız yoktur. Siz, sadece iftira ediyorsunuz.'51. 'Ey kavmim! Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim, ancak beni yaratana âittir. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?'52. 'Ey kavmim! Rabbinizden bağışlanma dileyin, sonra ona tövbe edin ki, üzerinize bol bol yağmur göndersin ve gücünüze güç katsın. Günahkârlar olarak yüz çevirmeyin.'53. Dediler ki 'Ey Hûd! Sen bize açık bir mucize getirmedin. Biz de senin sözünle ilahlarımızı bırakacak değiliz. Biz sana iman edecek de değiliz.'54, 55. Biz sadece şunu söyleriz 'Seni, ilahlarımızdan biri fena çarpmış.' Hûd dedi ki 'İşte ben Allah'ı şâhit tutuyorum. Siz de şâhit olun ki, ben sizin Allah'ı bırakıp da O'na ortak koştuğunuz şeylerden uzağım. Haydi hepiniz toptan bana tuzak kurun, sonra da bana göz açtırmayın.'56. 'İşte ben, hem benim, hem sizin Rabbiniz olan Allah'a dayandım. Yer-yüzünde bulunan hiçbir canlı yoktur ki, Allah, onun perçeminden tutmuş olmasın. Şüphesiz Rabbim dosdoğru bir yol üzerindedir.'57. 'Eğer yüz çevirirseniz; bilin ki ben, benimle gönderileni size tebliğ ettim. Rabbim dilerse sizden başka bir kavmi sizin yerinize getirir ve siz ona bir zarar veremezsiniz. Şüphesiz Rabbim, her şeyi koruyup gözetendir.'58. Helâk emrimiz gelince, Hûd'u ve beraberindeki iman etmiş olanları, tarafımızdan bir rahmetle kurtardık. Onları ağır bir azaptan İşte Âd kavmi! Rablerinin âyetlerini inkâr ettiler. Onun peygamberlerine karşı geldiler ve inatçı her zorbanın emrine uydular!60. Onlar, hem bu dünyada, hem de kıyamet gününde lanete uğratıldılar. Biliniz ki Âd kavmi, Rablerini inkâr etti. Yine biliniz ki Hûd'un kavmi Âd Allah'ın rahmetinden Semûd kavmine de kardeşleri Salih'i peygamber gönderdik. Dedi ki 'Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin ondan başka hiçbir ilahınız yok. O sizi yeryüzünden topraktan yarattı ve sizi oranın imarında görevli ve buna donanımlı ise ondan bağışlanma dileyin; sonra da ona tövbe edin. Şüphesiz Rabbim yakındır ve dualara cevap Onlar şöyle dediler 'Ey Salih! Bundan önce sen, aramızda ümit beslenen bir kimseydin. Şimdi babalarımızın taptıklarına tapmamızı bize yasaklıyor musun? Şüphesiz, biz senin bizi çağırdığın şeyden derin bir şüphe içindeyiz.'63. Salih dedi ki 'Ey kavmim! Söyleyin bakayım, eğer ben Rabbim tarafından apaçık bir delil üzerinde isem ve bana tarafından bir rahmet peygamberlik vermişse ona karşı geldiğim takdirde beni Allah'dan kim koruyabilir? Demek ki zarara uğratmaktan başka bana katkınız olmaz.'64. 'Ey kavmim! İşte size mucize olarak Allah'ın dişi bir devesi. Bırakın onu, Allah'ın arzında yayılıp otlasın. Ona kötülük dokundurmayın, yoksa sizi yakın bir azap yakalar.'65. Derken onu kestiler. Salih dedi ki 'Yurdunuzda üç gün daha yaşayın. Sonra helak olacaksınız. İşte bu, yalanlanamayacak bir tehdittir.'66. Helâk emrimiz geldiğinde Salih'i ve beraberindeki iman etmiş olanları tarafımızdan bir rahmetle helaktan ve o günün rezilliğinden kurtardık. Şüphesiz Rabbin mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet Zulmedenleri o korkunç uğultulu ses yakaladı da yurtlarında diz üstü Sanki orada hiç yaşamamışlardı. Biliniz ki Semûd kavmi Rablerini inkâr etti. Yine biliniz ki Semûd kavmi Allah'ın rahmetinden Andolsun, elçilerimiz melekler, İbrahim'e müjde getirip 'Selâm sana!' dediler. O, 'Size de selâm' dedi ve kızartılmış bir buzağı getirmekte Ellerini yemeğe uzatmadıklarını görünce, onları yadırgadı ve onlardan dolayı içinde bir korku duydu. Dediler ki 'Korkma, çünkü biz Lût kavmine gönderildik.'71. İbrahim'in karısı ayakta idi. Bu sözleri duyunca güldü. Ona da İshak'ı müjdeledik; İshak'ın arkasından da Yakûb' Karısı, 'Vay başıma gelenler! Ben bir kocakarı ve bu kocam da bir ihtiyar iken çocuk mu doğuracağım? Gerçekten bu çok şaşılacak bir şey!' Melekler, 'Allah'ın emrine mi şaşıyorsun? Allah'ın rahmeti ve bereketi size olsun ey peygamber ocağının ev halkı! Şüphesiz O övülmeye layıktır, şanı yücedir.' İbrahim'in korkusu gidip, kendisine müjde gelince Lût kavmi hakkında bizim elçilerimizle tartışmaya Çünkü İbrahim çok içli ve Allah'a yönelen bir Elçilerimiz, 'Ey İbrahim bundan vazgeç! Çünkü Rabbinin emri kesin olarak gelmiştir. Şüphesiz onlara geri döndürülemeyecek bir azap gelecektir' Elçilerimiz Lût'a gelince onların yüzünden üzüldü, göğsü daraldı ve 'Bu çok zor bir gün' Kavmi, konuklarıyla çirkin ilişkide bulunmak üzere ona doğru koşa koşa geldiler. Zaten onlar önceden de bu tür çirkin işleri yapıyorlardı. Lût dedi ki 'Ey Kavmim! İşte kızlarım. Onlarla nikahlanmanız sizin için daha temizdir. Allah'a karşı gelmekten sakının ve konuklarıma karşı beni rezil etmeyin. İçinizde hiç aklı başında bir adam yok mu?'79. Onlar, 'İyi biliyorsun ki kızlarında bizim gözümüz yok. Sen bizim ne istediğimizi çok iyi biliyorsun' Lût da 'Keşke size karşı koyacak bir gücüm olsaydı, ya da sağlam bir desteğe dayanabilseydim' Konukları şöyle dedi 'Ey Lût! Biz Rabbinin elçileriyiz. Onlar sana asla ulaşamayacaklar. Geceleyin bir vakitte aileni al götür. İçinizden kimse ardına bakmasın. Ancak karın müstesna. Onu bırak. Çünkü onların kavminin başına gelecek olan azap, onun başına da gelecektir. Onların azabla buluşma zamanı sabahtır. Sabah yakın değil midir?!'82, 83. Azap emrimiz gelince oranın altını üstüne getirdik. Üzerine de Rabbinin katında işaretlenmiş pişirilmiş balçıktan taşlar yağdırdık. Bunlar zalimlerden uzak Medyen halkına da kardeşleri Şu'ayb'ı peygamber gönderdik. O şöyle dedi 'Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin ondan başka hiçbir ilahınız yoktur. Ölçüyü ve tartıyı eksik yapmayın. Ben sizi bolluk içinde görüyorum. Ben sizin adınıza kuşatıcı bir günün azabından korkuyorum.'85. 'Ey kavmim! Ölçüyü ve tartıyı adaletle tam yapın. İnsanların eşyalarını mallarını ve haklarını eksiltmeyin. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın.'86. 'Eğer inanan kimselerseniz Allah'ın bıraktığı helâl kazanç sizin için daha hayırlıdır. Ben sizin başınızda bir bekçi değilim.'87. Dediler ki 'Ey Şu'ayb! Babalarımızın taptığını, yahut mallarımız hakkında dilediğimizi yapmayı terk etmemizi sana namazın mı emrediyor. Oysa sen gerçekten yumuşak huylu ve aklı başında bir adamsın.'88. Şu'ayb şöyle dedi 'Ey kavmim! Söyleyin bakayım, ya ben Rabbimden gelen açık bir delil üzere isem ve katından bana güzel bir rızık vermişse!... Ben size yasakladığımı kendim yapmak istemiyorum. Ben sadece gücüm yettiğince sizi düzeltmek istiyorum. Başarım ancak Allah'ın yardımı iledir. Ben sadece ona tevekkül ettim ve sadece ona yöneliyorum.'89. 'Ey Kavmim! Bana karşı olan düşmanlığınız, Nûh kavminin veya Hûd kavminin, yahut Salih kavminin başına gelenin benzeri gibi bir felaketi sakın sizin de başınıza getirmesin. Ve unutmayın ki Lût kavmi sizden uzak değildir.'90. 'Rabbinizden bağışlanma dileyin, sonra ona tövbe edin. Şüphesiz Rabbim çok merhametlidir, çok sevendir.'91. Dediler ki 'Ey Şu'ayb! Dediklerinin çoğunu anlamıyoruz. Hem biz seni aramızda zayıf görüyoruz. Eğer kabilen olmasaydı seni taşa tutardık. Zaten sen bizce itibarlı biri değilsin.'92. Şu'ayb şöyle dedi 'Ey kavmim! Benim kabilem sizce Allah'tan daha itibarlı mı ki, O'na sırt çevirdiniz. Şüphesiz Rabbim sizin yaptıklarınızı kuşatmıştır.'93. 'Ey Kavmim! Elinizden geleni yapın. Şüphesiz ben de elimden geleni yapacağım. Rezil edici azabın kime geleceğini ve kimin yalancı olduğunu yakında bileceksiniz. Gözleyin. Şüphesiz ben de sizinle beraber gözlüyorum.'94. Azap emrimiz gelince, Şu'ayb'ı ve onunla birlikte iman edenleri, katımızdan bir rahmetle kurtardık. Zulmedenleri ise o korkunç uğultulu ses yakaladı da yurtlarında dizüstü Sanki orada hiç yaşamamışlardı. Biliniz ki Semûd kavmi Allah'ın rahmetinden uzaklaştığı gibi Medyen halkı da 97. Andolsun, biz Mûsâ'yı âyetlerimizle ve apaçık bir mucize ile Firavun'a ve onun ileri gelen adamlarına peygamber gönderdik de ileri gelenler Firavun'un emrine uydular. Halbuki Firavun'un emri doğru Firavun, kıyamet gününde kavminin önüne geçecek ve onları ateşe götürecektir. Ne kötü varış yeridir orası!99. Onlar, hem bu dünyada, hem de kıyamet gününde lanete uğratıldılar. Ne kötü destektir onlara verilen destek!100. Ey Muhammed! Bunlar o memleketlerin haberlerinden bazılarıdır. Onları sana anlatıyoruz. Onlardan ayakta duranlar da var, yıkılıp gidenler Biz onlara zulmetmedik. Fakat onlar kendilerine zulmettiler. Rabbinin azap emri gelince Allah'ı bırakıp da taptıkları ilahları kendilerine hiçbir fayda sağlamadı. İlahları onların sadece ziyanlarını Zulme sapmış memleketlerin halkını yakaladığında, Rabbinin yakalaması işte böyledir! Şüphesiz onun yakalaması can yakıcı ve Şüphesiz, ahiret azabından korkanlar için bunda bir ibret vardır. Bu, insanların hesap ve ceza için toplanacakları bir gündür. Bu, herkesin toplanıp bir araya geleceği bir Biz onu ancak belirli bir zamana kadar O gün geldiği zaman Allah'ın izni olmadan hiçbir kimse konuşamaz. Onlardan mutsuz cehennemlik olanlar da vardır, mutlu cennetlik olanlar Mutsuz olanlara gelince; cehennemdedirler. Onların orada şiddetli bir soluyuşları Onlar, gökler ve yerler durdukça orada ebedi olarak kalacaklardır. Ancak Rabbinin dilemesi başka. Şüphesiz Rabbin istediğini Mutlu olanlara gelince, gökler ve yerler durdukça içinde ebedi kalmak üzere cennettedirler. Ancak Rabbinin dilemesi başka. Bu onlara ardı kesilmez bir lütuf olarak Ey Muhammed! Şunların taptıkları şeylerin batıl olduğu konusunda şüpheye düşme. Onlar sadece, daha önce babalarının taptığı gibi tapıyorlar. Şüphesiz biz onlara azaptan paylarını eksiksiz olarak tastamam Andolsun, biz Mûsâ'ya Kitab'ı Tevrat'ı vermiştik de onun hakkında ayrılığa düşülmüştü. Eğer daha önce Rabbinin bir sözü geçmemiş olsaydı, elbette aralarında hüküm verilirdi. Onlar da müşrikler de o Kur'an hakkında derin bir şüphe Şüphesiz Rabbin onların her birine, yaptıklarının karşılığını tastamam verecektir. Şüphesiz Rabbin onların yaptıklarından hakkıyla Öyle ise emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Beraberindeki tövbe edenler de dosdoğru olsunlar. Hak ve adalet ölçülerini aşmayın. Şüphesiz O yaptıklarınızı hakkıyla Zulmedenlere meyletmeyin. Yoksa size de ateş dokunur. Sizin Allah'tan başka dostlarınız yoktur. Sonra size yardım da Ey Muhammed! Gündüzün iki tarafında ve gecenin gündüze yakın vakitlerinde namaz kıl. Çünkü iyilikler kötülükleri giderir. Bu, öğüt alanlar için bir Sabret! Çünkü Allah iyilik edenlerin mükafatını zayi Sizden önceki nesillerden aklı başında kimseler insanları yeryüzünde bozgunculuk yapmaktan alıkoysalardı ya! Ancak içlerinden kendilerini kurtardığımız pek az kimse bunu yapmıştı. Zulmedenler ise içinde şımartıldıkları refahın ardına düştüler ve günahkâr kimseler Rabbin, halkları salih ve ıslah edici kimseler iken memleketleri zulmederek helak 119. Rabbin dileseydi insanları aynı inanca bağlı tek bir ümmet yapardı. Fakat Rabbinin merhamet ettikleri müstesna, onlar ihtilafa devam edeceklerdir. Zaten onları bunun için yarattı. Rabbinin, 'Andolsun ki cehennemi hem cinlerden, hem insanlardan suçlularla dolduracağım' sözü Ey Muhammed! Peygamberlerin haberlerinden, kendileriyle senin kalbini pekiştirdiğimiz her bir haberi sana aktarıyoruz. Bunlarda, sana hak, mü'minlere de bir öğüt ve hatırlatma İman etmeyenlere de ki 'Elinizden geleni yapın, biz de yapacağız.'122. 'Bekleyin, biz de bekleyeceğiz.'123. Göklerin ve yerin gaybını bilmek Allah'a mahsustur. Bütün işler ona döndürülür. Öyle ise ona kulluk et ve ona tevekkül et. Rabbin yaptıklarınızdan habersiz değildir.
❬ Önceki Sonraki ❭ Your browser doesn’t support HTML5 audio إِنِّى تَوَكَّلْتُ عَلَى ٱللَّهِ رَبِّى وَرَبِّكُم ۚ مَّا مِن دَآبَّةٍ إِلَّا هُوَ ءَاخِذٌۢ بِنَاصِيَتِهَآ ۚ إِنَّ رَبِّى عَلَىٰ صِرَٰطٍ مُّسْتَقِيمٍ İnnî tevekkeltu alâllâhi rabbî ve rabbikum, mâ min dâbbetin illâ huve âhızun bi nâsıyetihâ, inne rabbî alâ sırâtın mustekîmmustekîmin. “İşte ben, hem benim, hem sizin Rabbiniz olan Allah’a dayandım. Yeryüzünde bulunan hiçbir canlı yoktur ki, Allah, onun perçeminden tutmuş olmasın. Şüphesiz Rabbim dosdoğru bir yol üzerindedir.” Türkçesi Kökü Arapçası şüphesiz ben إِنِّي güvendim و ك ل تَوَكَّلْتُ عَلَى Allah’a اللَّهِ benim Rabbim ر ب ب رَبِّي ve sizin Rabbiniz olan ر ب ب وَرَبِّكُمْ yoktur مَا hiçbir مِنْ canlı د ب ب دَابَّةٍ ki إِلَّا O’nun Allah هُوَ tutmadığı ا خ ذ اخِذٌ onun perçeminden ن ص ي بِنَاصِيَتِهَا şüphesiz إِنَّ Rabbim ر ب ب رَبِّي üzeredir عَلَىٰ yol ص ر ط صِرَاطٍ doğru ق و م مُسْتَقِيمٍ Diyanet İşleri Başkanlığı “İşte ben, hem benim, hem sizin Rabbiniz olan Allah’a dayandım. Yeryüzünde bulunan hiçbir canlı yoktur ki, Allah, onun perçeminden tutmuş olmasın. Şüphesiz Rabbim dosdoğru bir yol üzerindedir.” Diyanet Vakfı Ben, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah´a dayandım. Çünkü yürüyen hiçbir varlık yoktur ki, O, onun perçeminden tutmuş olmasın. Şüphesiz Rabbim dosdoğru yoldadır.» Elmalılı Hamdi Yazır Sadeleştirilmiş Ben kesinlikle hem benim Rabbim, hem de sizin Rabbiniz olan Allah´a dayanmışım. O´nun perçeminden tutmadığı hiçbir canlı yoktur. Şüphe yok ki, Rabbim doğru bir yol üzerindedir. Elmalılı Hamdi Yazır Ben muhakkak ki, hem benim Rabbim, hem de sizin Rabbiniz olan Allah´a dayanmaktayım. Yeryüzünde hiçbir canlı yoktur ki, idaresi ve yönetimi O´nun elinde olmasın. Benim Rabbim, hiç şüphe yok ki, doğru yoldadır.» Ali Fikri Yavuz Doğrusu, hem benim Rabbim, hem de sizin Rabbiniz olan Allah’a tevekkül ettim. Hareket eden hiç bir yaratık yoktur ki, idare ve tasarrufunu O tutmasın. Benim Rabbim, gerçekten doğru bir yol üzerindedir. Elmalılı Hamdi Yazır Orijinal Her halde hem benim rabbım hem sizin rabbınız olan Allaha dayanmışım, hiç yerde bir debelenen yoktur ki nasıyesini o tutmuş olmasın, şüphe yok ki rabbım doğru bir yol üzerindedir Fizilal-il Kuran Ben, benim ve sizin Rabbiniz olan Allah´a dayandım. Hiçbir canlı yoktur ki, perçemi O´nun avucu içinde olmasın. Hiç kuşkusuz benim Rabbim, doğru yoldadır. Hasan Basri Çantay Şübhesiz ki ben, kendimin de, sizin de Rabbiniz olan Allaha güvenib dayandım. Yürür hiç bir mahlûk haaric olmamak üzere hepsinin alnından tutan Odur. Benim Rabbim hakıykaten doğru bir yol üzerindedir». İbni Kesir Ben, sadece benim de, sizin de Rabbınız olan Allah´a tevekkül ettim. Yürüyen hiç bir canlı yoktur ki; O, alnından tutmasın. Elbette dosdoğru yol üzeredir benim Rabbım. Ömer Nasuhi Bilmen Şüphe yok ki ben, benim Rabbim ve sizin Rabbiniz olan Allah Teâlâ´ya tevekkül ettim. Hiçbir hareket sahibi hayvan yoktur ki, illâ onun alnından tutan O´dur. Muhakkak ki, benim Rabbim dosdoğru bir yol üzerinedir.» Tefhim-ul Kuran Ben gerçekten, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah´a tevekkül ettim. O´nun, alnından yakalayıp denetlemediği hiç bir canlı yoktur. Muhakkak benim Rabbim, dosdoğru bir yol üzerindedir dosdoğru yolda olanı korumaktadır.»
❬ Önceki Sonraki ❭ Your browser doesn’t support HTML5 audio وَٱسْتَغْفِرُوا۟ رَبَّكُمْ ثُمَّ تُوبُوٓا۟ إِلَيْهِ ۚ إِنَّ رَبِّى رَحِيمٌ وَدُودٌ Vestagfirû rabbekum summe tûbû ileyhileyhi, inne rabbî rahîmun vedûdvedûdun. “Rabbinizden bağışlanma dileyin, sonra O’na tövbe edin. Şüphesiz Rabbim çok merhametlidir, çok sevendir.” Türkçesi Kökü Arapçası ve bağışlanma dileyin غ ف ر وَاسْتَغْفِرُوا Rabbinizden ر ب ب رَبَّكُمْ sonra ثُمَّ tevbe edin ت و ب تُوبُوا O’na إِلَيْهِ gerçekten إِنَّ benim Rabbim ر ب ب رَبِّي çok rahmet edendir ر ح م رَحِيمٌ çok sevendir و د د وَدُودٌ Diyanet İşleri Başkanlığı “Rabbinizden bağışlanma dileyin, sonra O’na tövbe edin. Şüphesiz Rabbim çok merhametlidir, çok sevendir.” Diyanet Vakfı Rabbinizden bağışlanma dileyin; sonra O´na tevbe edin. Muhakkak ki Rabbim çok merhametlidir, müminleri çok sever. Elmalılı Hamdi Yazır Sadeleştirilmiş Rabbinizden bağışlanma dileyin, sonra pişmanlık duyup O´na yönelin. Şüphe yok ki, Rabbim çok esirgeyici ve sevgi doludur.» dedi. Elmalılı Hamdi Yazır Rabbinizden mağfiret dileyin, sonra O´na tevbe ile yönelin. Şüphesiz ki, benim Rabbim çok merhametlidir, çok sevendir. Ali Fikri Yavuz Rabbinizden mağfiret dileyin. Sonra, günahlardan tevbe edip ona sığının. Gerçekten benim Rabbim çok merhametlidir, çok sevgilidir.” Elmalılı Hamdi Yazır Orijinal Rabbınıza istiğfar edin sonra ona tevbe ile rücu´ edin, şüphe yok ki rabbim rahîmdir, veduddur Fizilal-il Kuran Soydaşlarım, Rabbinizden af dileyiniz, sonra O´na yöneliniz. Hiç şüphesiz Rabbim kullarına karşı merhametlidir, sevecendir. Hasan Basri Çantay Rabbinizden mağfiret dileyin. Sonra Ona tevbe ile rücû edin. Çünkü Rabbim çok esirgeyendir, mü´minleri çok sevendir». İbni Kesir Rabbınızdan mağfiret dileyin, sonra da tevbe edin O´na. Doğrusu benim Rabbım, Rahim´dir, Vedud´dur. Ömer Nasuhi Bilmen Ve Rabbinizden medet dileyiniz. Sonra O´na tevbe ediniz. Şüphe yok, benim Rabbim merhametlidir, çok muhîbdir.» Tefhim-ul Kuran Rabbinizden bağışlanma dileyin, sonra O´na tevbe edin. Gerçekten benim Rabbim, esirgeyendir, sevendir.»
hûd suresi 61 ayet fazileti